“Devletimizin şefkat ve kudret eli var”

Muhtarlara seslenen Ardahan Valisi Ahmet Deniz;“Devletimizin şefkat ve kudret eli var”
Ardahan Valisi Ahmet Deniz, Ardahan’ın merkeze bağlı köy ve mahalle muhtarları ile toplantı yaptı.
Ardahan’ın huzurlu bir şehir olduğunu belirten Vali Deniz, “Huzurun olduğu yerde yatırım oluyor, gelişim, değişim oluyor. İlimizde güzel bir sevgi, barış ve kardeşlik ortamı var. Zaten bizim güzelliğimizde budur. Huzurumuzu bozmaya çalışan, yanlış işlere bulaşmış kimselere hep birlikte fırsat vermeyeceğiz. Türkiye Cumhuriyetinin biri ‘şefkat’, diğeri ‘kudret’ olmak üzere iki eli vardır. Şefkat elimizle hukuka saygı duyan bütün vatandaşlarımızı kucaklayacağız. Kudret elimizi de hainlik yapanlara, bu ülkeyi bölmeye, parçalamaya çalışanlara, içimize nifak tohumları atmak isteyenlere karşı kullanacağız. Terör örgütü, özellikle çocuklarımızı, gençlerimizi kullanmaya çalışıyor. O çocuklar bizim geleceğimizdir. Oyunu iyi görmemiz ve çocuklarımıza sahip çıkmamız lazım” dedi.

Haber Merkezi
Vali Deniz, toplantıda muhtarların ilettiği sorun ve talepleri dinleyerek, ilgili birim müdürlerine notlar aldırdı ve taleplerin hızlı bir şekilde değerlendirilmesi için talimat verdi.
Toplantıda gündem maddelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vali Deniz, konuşmasına birlik ve beraberlik vurgusu yaparak başladı.
Ardahan’ın huzurlu bir şehir olduğunu belirten Vali Deniz, “Huzurun olduğu yerde yatırım oluyor, gelişim, değişim oluyor. İlimizde güzel bir sevgi, barış ve kardeşlik ortamı var. Zaten bizim güzelliğimizde budur. Huzurumuzu bozmaya çalışan, yanlış işlere bulaşmış kimselere hep birlikte fırsat vermeyeceğiz. Türkiye Cumhuriyetinin biri ‘şefkat’, diğeri ‘kudret’ olmak üzere iki eli vardır. Şefkat elimizle hukuka saygı duyan bütün vatandaşlarımızı kucaklayacağız. Kudret elimizi de hainlik yapanlara, bu ülkeyi bölmeye, parçalamaya çalışanlara, içimize nifak tohumları atmak isteyenlere karşı kullanacağız. Terör örgütü, özellikle çocuklarımızı, gençlerimizi kullanmaya çalışıyor. O çocuklar bizim geleceğimizdir. Oyunu iyi görmemiz ve çocuklarımıza sahip çıkmamız lazım” dedi.
Meraların korunması konusuna değinen Vali Deniz, “Meralarımızın kiralanması yasal mevzuatlar çerçevesinde yapılacak. Fakat meranın kapasitesi dışında hayvan getirildiği takdirde, meralarımızı korumak adına bu yetiştiricilere ceza uygulayacağız. Bu konuda kesinlikle tavizimiz olmayacak. Meraların korunmasının yanında ilimizin ve köylerimizin güvenliği konusunda da dikkatli olmalıyız. İlimizde çoban bulunamaması halinde dışarıdan getirilen çobanların güvenli kişiler olması noktasında muhtarlarımız dikkatli olmalıdırlar. Muhtarlarımız, çoban tutacakları kişileri önceden Jandarmaya bildirsinler ve güven vermeyen, yanlışa bulaşmış kişileri kesinlikle çoban tutmasınlar” diye konuştu.
Özel İdare’nin 2016 yılı içerisinde yapacağı çalışmalardan bahseden Vali Deniz, “Bu yıl özellikle köy yollarımızla ilgili çalışmalarımıza erken başlayacağız. Özel İdaremiz, her ilçemizde programını hazırladı. Bu yıl özellikle ikinci kat sıcak asfalt çalışmasına ağırlık vereceğiz. Çünkü birinci kat asfaltı olan yollarımızı kurtarmak istiyoruz. Daha sonra da aşamalı olarak sıcak asfalt çalışmalarımız devam edecek. Bunlarla birlikte stablize iyileştirmeleri, yayla yolları, hayvan içme suları gibi çalışmalarımız olacak” dedi.
Ardahan’da okul sorununun bulunmadığını ve birkaç yıl içerisinde eğitim noktasında önemli gelişmelerin kaydedileceğini anlatan Vali Deniz, “Biz Ardahan’da önce eğitim diyoruz. Hep birlikte sizlerin de desteğiyle özverili çalışmalar sonucu eğitimde güzel yerlere gelmeyi arzu ediyoruz. Öğrencilerimizin akademik ve sosyal anlamda başarılı olmaları yönünde çok sayıda proje hazırladık ve çalışmalarımız halen devam ediyor. Özellikle köylerde ki çocuklarımızın yatılı okullarda eğitim görmelerini istiyoruz. Çünkü pansiyonlarımızın neredeyse hepsi yeni ve pırıl pırıl. Öğrencilerimiz burada çok daha iyi şartlarda ders çalışabiliyor. Birkaç yıl içerisinde Ardahan’ın eğitim anlamında bir sıçrama yapmasını bekliyoruz” diye konuştu.
Erken yaşta yapılan evlilikler konusuna da değinen Vali Deniz, “Çocuklarımızın erken yaşta yapacakları evlilikler, onların geleceğine, dolayısıyla ülkemizin geleceğine de zarar verebilir. Bu nedenle çocuklarımızı sadece ve sadece eğitime yönlendirmeliyiz ve okuyup kendi hayatlarını kurmaları için çaba göstermeliyiz. Bu konuda muhtarlarımıza da büyük görev düşmektedir. Hep birlikte bu kanayan yaraya dur demeliyiz” şeklinde konuştu.
Toplantıya, Vali Yardımcıları Muharrem Coşgun, Abdurrezzak Canpolat, İl Jandarma Komutanı Osman Yeşilöz, İl Emniyet Müdürü Selami Hüner, kurum müdürleri, mahalle ve köy muhtarlar katıldı.

Posof Sınır Gazetesi

BU MİLLETTE 3000 YILLIK SEYİL KÜLTÜRÜ VAR. VALLAHİ ERSİN KORKUT GİBİ TİYATROCULARA DA TAŞ ÇIKARIR. DÖVÜLEN KİŞİ BEN DEĞİLİM DESE BİLE, KİMSE ONA İNANMAZ, BU SEYİLE İNANIR

Fahrettin ÖZTOPRAK

SEYİL OYUNU:

Eskiden köyümüzde, çevre Türkmen köylerinde bir gelenek vardı. Kasım ayında koç katımı olur, herkes evinde kaç koyunu varsa kendisi yayardı. Belli bir süre yaydıktan sonra tekrar sürüye katıp çobana teslim ederdi. Bundan sonra yüz gün beklenir, bu süre içinde kuzu ana karnında tüylenmeye başlar, köy halkı da ümitle kuzuların doğmasını beklerdi. Çünkü tek geçim kaynakları tarım ve hayvancılık… Kışın odalarda toplanılır, herkes hayal kurardı. İşte bizim yirmi koyun var, on beşi kuzularsa otuz beş olur. Bunun beş tanesi erkek olsa satar, evin ihtiyacını karşılarım gibi hayallerdi düşündükleri. Yüz gün geçip Mart ayı girdiğinde çobanlara yardım amacı ile bulgur, un; buğday, yani yarma, varsa mercimek, fasulye, nohut toplanır, bu iş de nevruz günü yapılırdı. Böylece çobanların yaylım boyunca yiyeceği sağlanmış olurdu ki, bunun da bir manisi vardır. Bazen kimi çevre ve kimi köy çobanlarının bu toplanan yiyecek maddelerini satıp kazandıkları parayı aralarında paylaştıkları da olur. Yani her yöreye göre bir değişiklik vardır.
Yalnız bu gelenek yılda iki defa düzenlenirmiş. Birincisi Güz mevsiminde, ikincisi Bahar mevsimi girerken. Birincisinde toplanan yiyecekler bir yerde bir araya getirilip, pilav, çorba, etli yemek, tatlılarla donatılmış sofra kurulur, oturulup yenir, kalan çobanlar arasında bölüştürülür; ikincisinde de aynısı yapılırmış.
Bizim köyde de eskiden çobanlar için düzenlenen gelenek bahsettiğimiz gibiydi ama, Sıyırmalı, Sarıkaya ve Abdurahmanlar’da da benzer gelenekler varmış. Sıyırmalı köyünden Selam diye biri vardı (Ali İhsan Gültekin’in kaynı). O, köy halkını toplar, etraf köylere de haber salar, bunlar Sıyırmalı’da bir araya gelirler.
“Arkadaşlar Sofularlılar böyle şeyleri sever, gidip oradan da bulgur-un toplayıp çobanlara verelim” diye karar alırlar. Bir de başkan seçerler, başkan yani seyilcibaşı, Selam olur.
Yola düşerler, kalenin dibinden çıkınca köylü bir bakar, çok büyük bir kalabalık geliyor, acayip kılıklar içinde: kimi koyun postuna sarınmış, kimi keçi postuna sarınmış, kimi sırtına hayvan, yani dana derisi geçirmiş, kimi ayı postuna bürünmüş, kimi sırtına kurt postu geçirmiş, kimi başına koç, keçi ya da öküz boynuzları takmış, kimi kurt başını kafasının üstüne koymuş, kimi kafasının kenarlarına geyik boynuzları bağlamış… Kimi çenesine uzun bir sakal takmış… Kafilede kadınlar da var, kimi yüzüne kazan karası sürmüş, Arap bacı olmuş, kimi cadı kılığına girmiş. Mengensofular’da da eskiden böyle kılıktan kılığa girme geleneği varmış ama, kılık kıyafet devriminden sonra herhalde terk etmiş olacaklar. Bir de işin içinde 1960 ihtilali olunca. Çünkü bizim köy Şarkışla’ya, hükümete daha yakındı. Belki bir şikayet vuku bulmuş, Kaymakam ve Jandarma komutanı yasaklamıştır, belki de dindar bir cami hocasının veyahut okul öğretmeninin bu geleneğe karşı çıkması gibi bir başka sebeptendir. Mengensofular’ın gençleri, orta hallileri bu kılıktan kılığa girmiş insanlara önce bir anlam verememiş, olup bitene ilkin seyirci kalmış. Okulun önüne gelince Seyilcibaşı Selam, “Selam, biz geldik” demiş. Onu yaşlılar tanımış ama, durumun ne olacağını ilkin kestirememişler. O arada da olanlar olmuş. Köyde ne kadar genç varsa bunlar ellerinde sopa, taş… gelenlerin üzerine yüklenmiş. Sıyırmalılar, Sarıkayalılar, Abdurrahmanlılar kaçmaya başlamış. Bunlar düzlekten aşana kadar kovalanmış. Seyilcibaşı Selam’ın bir kolu aldığı bir değnek darbesiyle çatlamış.
Bu olayın meydana gelmesinden sonra Mengensofular bir daha onmadı. Çünkü bin yıldır, belki de iki-üç bin yıldır süren bir gelenek çiğnenmiş, üstelik geleneği yürütenlere dayak atılmıştı. Olayı dediğimiz gibi dini bütün bir hoca ya da medeniyet havarisi kesilen bir öğretmen de başlatmış; onların sözüyle gençler bir anda galeyana gelmiş olabilir; ancak durum yine de bu kadar geniş bir boyutta olmaz. Demek ki, bizim köyde bu gelenek 1960 yılına kadar en az 25-30 yıldır yapılmamış, yani köylünün yaşlıları, yani aksakalları dışında çoğu bilmemiş olacak.
Bizim köyün 200-300 yıl önce göçerek geldiği Kuluncak’ın Sofular beldesinde yayınlanan videoda söz konusu geleneği canlandıran köylüleri görmüştüm. O videoyu çok aradım ama, bulamadım, daha önce dediğim gibi köyün sayfasından silinmiş. Ben ne kadar kaldırılmış desem de, bu gelenek belki Sofular köyünde halen devam ettirilmektedir; öğrenmek gerek. Oyunun, açık hava halk tiyatrosunun adı “Saya Oyunu”.
Doç. Dr. Nilgün Çıblak’ın “İçel Mut Çömelek Köyü Seyirlik oyunlarından Saya Oyunu” adlı güzel bir ilmi araştırması var. O bu araştırmasında Toros yöresi olduğundan dolayı “Koç katımı” değil de “Teke katımı”ndan söz eder. Çoban kültürüyle ilgili Seyfettin Ceylan ve Yaşar Kalafat’ın da birer araştırması var.
Kanuni zamanında Sokullu Mehmet Paşa’nın askerlerinin Erzincan’a girişindeki görüntü bir tarihçi tarafından şöyle anlatılmış:
Başlarında kurt başı, sırtlarında kurt postu, elleri kurt pençeli; bir kısmı böyle geçti. Başlarında ayı başı, sırtlarında ayı kürkü, elleri ayı pençeli; bir kısmı böyle geçti. Başlarında boynuzları olan öküz başı, sırtlarında öküz postu, elleri öküz pençeli; bir kısmı böyle geçti. Başlarında boynuzlu koç başı, sırtlarında yünlü koç derisi, elleri koç pençeli; bir kısmı da böyle geçti. Başlarında geyik başı, sırtlarında geyik derisi, elleri geyik pençeli; bir kısmı da böyle geçti. Bunların peşinden Yeniçeriler ve Sipahiler… Peki bu, söz konusu resmi geçit bahsettiğim dövülme, kovalama olayındaki Seyil oyununun tıpkısı. Meydana gelen resmi geçit, XVI. Yüzyıl ortalarında yapılmış ve kaleme alınmıştı.

ŞİMDİ GELELİM SAADETE:

Ünlü tiyatro oyuncularından Yılmaz Erdoğan’ın yeğeni olan tiyatro oyuncu Ersin Korkut’un Trabzon havalimanında saldırıya uğrayarak dayak yediği iddia edildi. Bu hususta medyaya bir video servis edildi. Sosyal medyada paylaşılan ve yorumlanan video zelzele etkisiyle kendini gösterdi. On binlerce kişi paylaşıyor ve yorum yapıyor. Oysa telefon kamera görüntüsü ile çekilen bu video tamamen bir senaryo. Ersin Korkut’a az buçuk benzeyen biri bulunmuş ve üçüncü bir kişi tarafından çekilmiş. Senaryosu da güzel. Hatta dayak sahnesi de inandırıcı. Ne polise varıp şikayetçi olan var, ne olayın bir başka görgü tanığı. Ersin Korkut’un abisi Erdoğan Korkut, dövülen kişinin Ersin Korkut olmadığını söyleyerek, “Ersin şu an bir dizi provasında. Durumu da gayet iyi. BKM’deki bir dizinin prova çekimlerinde bulunuyor. Böyle bir hadise onun başına gelmiş değil. Görüntüdeki Ersin değil. Zaten hadise Trabzon Havalimanı’nda geçiyor. Ersin, bugüne kadar Trabzon’a da gitmiş değil” dedi.
Ersin Korkut 12 Eylül 2015’te basında verdiği bir demeçte HDP’le uzaktan ve yakından bir ilgisinin olmadığını söylemiş, “Bir süredir, sosyal medya üzerinden şahsıma yönelik pervasızca, hiçbir dayanağı olmayan ithamlarla bezeli, beni ve çalıştığım kurumu itibarsızlaştırmaya yönelik provakatif bir kampanya sürdürülmektedir. Nedenini ve kaynağını anlayamadığım biçimde, yukarıda orijinalini görebileceğiniz resmim, bir partinin seçin minibüsünün üzerindeymişim hissi yaratacak şekilde montajlanmasıdır” demişti. Onun bu açıklamasına, hatta montajın hangi fotoğrafından yapıldığını göstermesine rağmen, gerçeği bilmeyen binlerce kişi var.
Ancak olayın diğer bir boyutu var. Ülkücülerin 7-8 Eylül Şehit Cenazeleri’ni protesto gösterilerinde, Antalya’da Burdur/Bucak nüfusuna kayıtlı bir MHP’li, ülkücülerin saldırısına uğramış, dövülerek bıçaklanmış, polis de olaya el koymuş, dövülen kişinin doğulu değil Burdur Bucak nüfusuna kayıtlı bir vatandaş olduğunu açıklamıştı. Meğerse olaya gösteri grubu arasında bulunan birinin o kişiyi göstererek bu HDP’li demesi sebep olmuştu. Diyeceğim o ki, insan insana benzer. Bir kişiye bakıp da, kim olduğunu bilmeden ona dayak atmak yahut bıçaklamak hangi vicdana sığar. HDP son günlerde seçim öncesi konumundan çok uzaklaşmış durumda. Türklere yönelik ifadeler de kullanıyor. Bunu Ertuğrul Kürkçü’nün hatta Sırrı Süreyya Önder’in demeçlerinde görüyoruz. Söz konusu ifadeleri yalanlayıcı bir cevap HDP’den de gelmiş değil. Türk milleti ve Türklük bizim vazgeçilmez mukaddes varlığımızdır. Kim olursa olsun, isterse bu HDP olsun, ona ve mensuplarına karşı tavrımız açıktır.

Adana Olay Haber

“Adana’da Varda Var!”

“Adana’da Varda Var!” projesini hayata geçirmek üzere ilgili komisyonlar oluşturuldu.

Karaisalı Belediye Meclis Salonu’nda bir araya gelen Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü, Karaisalı Kaymakamlığı, Karaisalı Belediyesi, Karaisalı Orman İşletme Müdürlüğü temsilcilerinin katıldığı toplantıda ilgili komisyonlar belirlendi. Toplantıya katılan Karaisalı Belediye Başkanı Saadettin Aslan,  belirlenen bütçeli proje kapsamında Kapıkaya Kanyonu ile Varda Köprüsü arasına yürüyüş parkuru; Yerköprü Mesire Alanında Yürüyüş Parkuru, Asma Köprü ve Dinlenme Tesisi yapılması planlandığını belirterek, “Başvuru sahibinin Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olduğu proje, Adana Orman Bölge Müdürlüğü ve Karaisalı Belediyesinin ortaklığı ve Karaisalı Kaymakamlığı’nın iştiraki ve Çukurova Kalkınma Ajansı’nın hibe desteği ile yürütülecektir. Biz de Belediye olarak projeye ortağı olarak her türlü desteği vereceğiz” dedi.

Kapıkaya, Yerköprü, Varda Köprüsü’nün bulunduğu alanın turizm sahası olarak ilan edilmesi için çalışmalar başlatılacağını kaydeden Aslan, “2 Etap olan bu Proje, 2017 yılı Mart ayında bitirilmesi hedeflenmektedir. Daha sonra ise 3. Ve 4. Etap proje çalışmaları sürdürülecektir” dedi.

Proje ile Karaisalı ilçesini ziyaret eden turist sayısının arttırılması, kültürel miras Varda Köprüsü’nün yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtılması ve alternatif turizm sektöründeki yerinin sağlamlaştırılması, kültürel ve doğal miras olan Yerköprü ve Kapıkaya kanyonunun tanıtılması ve Karaisalı ilçesinin turizm altyapısının iyileştirilmesi başta olmak üzere birçok amaca hizmet edilmesi amaçlanıyor.  Varda (Alman) Köprüsü ile Kapıkaya Kanyonu arasında toplam 5.5 km’lik  sosyal rekreasyon alanı (yürüyüş parkuru) yapılmasını planlanıyor. Kanyon ve Varda (Alman) Köprüsü arasındaki yürüyüş parkuruna seyir terası, kanyonun 2 yakasını birbirine bağlayan 2 köprü, yol çalışmaları, güvenlik bariyerleri yapılacak.varda

Adana Olay Haber

“Türkiye’nin CHP iktidarına ihtiyacı var”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yöneticileri Sarıçam İlçe Örgütü’nün organizasyonuyla ilçedeki 67 mahallenin muhtarıyla bir araya geldi. CHP Adana İl Başkanı Burhanettin Bulut, Türkiye’nin çok sıkıntılı ve önemli bir dönemden geçtiğini belirterek, ülkede yaşanan kaosun son bulması, Cumhuriyetin devamı ve halkın refahı için CHP iktidarının zorunlu hale geldiğini söyledi. Bulut, “Kenetlenip ülkemize sahip çıkmak zorundayız. Hırsızlıkları, haksızlıkları ortadan kaldırmak için CHP’yi iktidara taşımak için hepimize görev düşüyor” dedi.

CELAL GÜVEN SARIÇAM’DA EZBER BOZUYOR

Göreve atandıktan sonra dikkat çeken çalışmalara imza atan CHP Sarıçam İlçe Başkanı Celal Güven, ilçedeki 67 mahallenin muhtarını akşam yemeğinde parti yöneticileriyle buluşturdu. CHP Adana İl Başkanı Burhanettin Bulut, Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, CHP Seyhan İlçe Başkanı Abeydullah Kolcu, il yönetim kurulu ve meclis üyelerinin de katıldığı yemekte İlçe Başkanı Güven, CHP’nin Sarıçam’da hak ettiği konumda olmadığını söyledi. CHP’nin Sarıçam’da oy oranını artırmak ilçenin sosyo-demografik yapısına uygun çalışmalar yaptıklarını dile getiren Güven, mahalle muhtarları aracılığıyla insanlara dokunacaklarını, halkın sorunlarını çözmek için çalışacaklarını anlattı.

“TÜRKİYE’NİN CHP İKTİDARINA İHTİYACI VAR”

Türkiye’nin oldukça sıkıntılı bir dönemden geçtiğini ifade eden CHP Adana İl Başkanı Burhanettin Bulut ise 1 Kasım’da yapılacak olan erken seçimlerin ülkenin geleceği için yaşamsal öneme sahip olduğunu bildirdi.

Ülkedeki kaosu sona erdirecek, akan kanı durduracak, toplumsal barışı sağlayacak partinin CHP olduğunun altını çizen Bulut, “Cumhuriyetin kurucusu ve teminatı olan CHP, ülkeyi düzlüğe çıkaracak, sorunları çözecek, haksızlıkları, yolsuzlukları sonlandıracak, halkın refahını sağlayacak partidir. Türkiye’nin CHP iktidarına ihtiyacı var” diye konuştu.

“KENETLENİP CUMHURİYETE SAHİP ÇIKACAĞIZ”

7 Haziran genel seçimlerinden çıkan sonuçları ayrıntılı bir şekilde değerlendirdiklerini dile getiren Bulut, 1 Kasım’da CHP’yi iktidara taşımak için küskünlüklerin, dargınlıkların bir kenara bırakılması gerektiğini söyledi.

Bulut, “Kenetlenip ülkemize ve Cumhuriyete sahip çıkmamız gerekiyor. Halkın yoksulluğuna,  yandaşların rantına dayalı bu bozuk düzeni değiştirmek elimizde” şeklinde konuştu.

“MUHTARLARIN DEĞERİNİ BİLMEMİZ GEREKİYOR”

“Ben de bu toprakların çocuğuyum” diyerek konuşmasına başlayan Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin de muhtarların halkın oylarıyla göreve geldiğini anımsatarak, “Bileklerinin hakkıyla bu göreve seçilen muhtarlarımızın değerini bilmeliyiz. Çünkü onlar halkımızla aramızdaki köprü görevini yerine getiriyorlar. Yerel yönetimlerin başarısı muhtarlarla kurdukları ilişkiyle doğru orantılıdır. Yerel seçimlerde de sadece Sarıçam’ı değil tüm Adana’yı kucaklamak istiyoruz. CHP’nin yerel iktidar olmadığı yerlerde de  el ele olacağız. Sarıçam’da da Sarıçam Belediyesinin yapmadığını yapacağız” diyerek CHP’nin iktidarı için muhtarlardan destek istedi.

Konuşmaların ardından İl Başkanı Bulut, Başkan Çetin ve İlçe Başkanı Güven, muhtarların sorunlarını dinleyip sorularını yanıtladılar. CHP - SARIÇAM MUHTARLARLA BULUŞMA (3)

Adana Olay Haber

Dursun: “Rus Turist Kaybı Yüzde 55 Olan Ülkeler Var. …

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: – Toplantıdan detaylar- Kütlür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Haluk Dursun’un açıklamaları Antalya’da Turizm Değerlendirme Toplantısı- Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Dursun: – ‘Şu anda Rusya için dışarıda söylenen ve kötümser bir gözle ifade edildiği kadar kara bir görüntü yok. Düşüş var ama bunu yüzde 30’un altına çektik’- ‘Yapmak istemediğimiz, asla yapamayacağımız, sektörün olumsuz bir düşünce içerisine girerek klasman düşürecek seviyede fiyatları düşürmesidir’- ‘Rus turist kaybı yüzde 55 olan ülkeler var. Türkiye yüzde 30’un altındaki ülkeler içerisinde’ Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Haluk Dursun, ‘Rusya için dışarıda söylenen ve kötümser bir gözle ifade edildiği kadar kara bir görüntü yok. Düşüş var ama bunu yüzde 30’un altına çektik’ dedi.
Haberler.Com

BAŞA DÖN