AİLELER VE EĞİTİMDE VERİMLİLİK  

Eğitimde verimlilik için aileler tarafından dikkatle uygulanması gereken bazı kurallar vardır:

Bunlardan ilki, okula gidecek çocuğun kahvaltısız gönderilmemesidir.

Evde kahvaltı yapmadan okula giden öğrenci, o günkü derslerinde beklenen verimi elde edemez.

Çocuğun cebine biraz harçlık koyarak okulda kahvaltı yapmasını istemek doğru değildir.

Kahvaltı yapmadan okula giden öğrenci, ilk derse bir şey yemeden girer.  Evden çıkmadan kahvaltı yapmadığı için ağzını da fırçalamamıştır. Konuştuğu arkadaşları, onun ağız kokusundan rahatsız olurlar. Birinci teneffüste bir sürü itiş kalkış içinde kantinden yiyecek bir şey alır. Aldığı şeyi teneffüste yiyip bitiremez. Kalan kısmını ikinci derste yemeye çalışırken öğretmenden azar işitir.  Son lokmaları üçüncü teneffüse kalır. Bu arada biraz da su içmesi gerekir. Bunun için tuvaletlerle aynı bölümde bulunan lavaboya gider. Böylece kahvaltısını tamamlamış olur.

Bu şartlarda gerçekleşen bir kahvaltı ile birlikte derslerden beklenen verimin elde edilmesi mümkün değildir.

Sonra çocuk okula gitmek için evden çıkarken annesinin tekrar uyuyacağını bile bile derslerine karşı nasıl istekli olabilir?

Evde kahvaltı verilmemesinin sebebi genellikle gece geç uyumuş olmaktır.  Zaten eğitimde verimi düşüren sebeplerden biri de uyku düzensizliğidir.

Kendileri çok geç saatlerde uyuyan anne babaların çocukları da geç uyuma alışkanlığı edinirler. Geç uyumanın doğal sonucu ise, sabahleyin vaktinde uyanamamaktadır.

Geç uyuyan öğrenciler, sabahları dinç bir şekilde uyanamazlar. Bu da, tam dinlemeden okula gitmekten başka bir şey değildir.

Hem yeteri kadar uyumamış hem de kahvaltısını yapmamış bir öğrenci, okula nasıl başarılı olabilir?

O halde aileler, bu durumu göz önüne alıp evde gerekli uyku düzenini sağlamalıdır.

Erken uyuyan kişi, zamanında ve dinç olarak uyanır. Güne dinlenmiş olarak başlar. Kahvaltısını yaptıktan sonra evden çıkar.

Uyku konusunda dikkat edilmesi gereken bir husus da, hafta sonlarında uyku düzenini bozmamaktır.

Hafta sonunda uyku düzeni bozulursa, Pazartesi günü zorunlu olarak verimsiz geçer. Çünkü hafta sonunda geç uyuyup geç kalkan kişi, Pazartesi sabahı doğal olarak vaktinde uyanamaz. Bir şekilde uyansa bile, güne dinlenmemiş olarak başlar.

O halde uzun bir tatil dönemi yaşanmıyorsa hafta sonlarında uyku düzeni bozulmamalıdır.

Aileler tarafından dikkat edilmesi gereken bir husus da beslenme düzenidir.

Dengeli ve yeterli beslenme sağlanmalıdır.

Yemek öğünleri her gün aynı saatte yenmelidir.

Akşam yemeklerinden sonra uyarıcı özellikler taşıyan çay, kahve, kola ve limonata gibi içecekler fazla alınmamalıdır. Çünkü uyarıcı içeceklerin fazla alınması vaktinde uyumayı engelleyebilir.

Görüldüğü gibi evin düzen ve tertibi, eğitimin verimliliği açısından son derece önemlidir.

Her başarı bir fedakarlık gerektirir.

Eğitim kolektif bir iş olduğu gibi, eğitim yolunda gösterilmesi gereken özveri de kolektiftir.

Eğitimde verimlilik için, sadece öğretmen ve öğrenciler değil, ailelerde özverili davranmak zorundadırlar.

Adıyaman’da BUGÜN Gazetesi

Verimlilik ve teknoloji olmazsa 25 bin dolar millî gelir, hayal

2000’li yıllarda hızlı büyüme ivmesi yakalayan Türkiye ekonomisi son yıllarda temposunu kaybetti. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin araştırmasında, büyümeyi istihdamdaki artışın sürüklediği ve emek verimliliğinin katkısının olmadığı vurgulandı.AB süreciyle birlikte son 10 yılda ciddi reformlar yapan Türkiye, kişi başına milli gelirini 11 bin dolara yükseltmeyi başardı. Bu aşamada Türkiye’nin ‘orta gelir tuzağı’na düşebileceği uyarısında bulunan uzmanlar, 25 bin dolar kişi başı milli gelir hedefinin yakalanabilmesi için emek verimliliği, teknolojik yatırımlar ve yapısal reformların yapılmasının şart olduğunu dile getiriyor. Son 10 yılda gerçekleştirdiği ciddi reformlarla ekonomik alanda büyük sıçrama yapan Türkiye, çıtayı daha da yükselterek yüksek gelirli ülkeler statüsüne ulaşmayı amaçlıyor. 2023 yılında 25 bin dolar kişi başı milli gelir hedefleyen Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden biri olarak ‘orta gelir tuzağı’na düşmek gösteriliyor. Orta gelir tuzağı ise ekonomistler tarafından ABD’nin kişi başına düşen gelirinin yüzde 20’si düzeyine ulaşan bir ülkenin milli gelirini artırmasına rağmen bu oranı geçememesi olarak değerlendiriliyor. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nden (BETAM) Seyfettin Gürsel ve Barış Soybilgen’in yaptığı araştırmaya göre Türkiye’nin orta gelir tuzağına yakalanıp yakalanmadığının tespit edilebilmesi için büyüme kaynaklarının incelenmesi gerekiyor. Rapora göre son iki yıldır Türkiye ekonomisinin düşük tempoda büyüdüğü ve emek verimliliğinin bu duruma hiç katkı yapmadığı, esas olarak istihdam oranındaki artışın sürüklediği bir büyümeyle yetinmek durumunda kaldığı görülüyor. Bunun sonucunda ise istihdam oranı artmasına rağmen kişi başına milli gelir artışının büyük ölçüde yavaşladığı tespit edildi. Son 10 yılda kişi başı milli gelir artışının temel sebepleri, ortalama üstünde büyüme artış hızı ve liranın dolar karşısında değer kazanması. Gelecek yıllarda, geçmiş dönemin büyüme performansının tekrarlanmasının zor görüldüğü kaydedilirken, liranın değerlenmesi durumu, yüksek cari açık ve bol likidite döneminin sonuna gelinmesi sebebiyle imkansız olarak görülüyor. Türkiye’nin orta gelirli ülkeler grubundan sıyrılıp yüksek gelirli ülkeler arasına adını yazdırabilmesi için yol haritasının çizildiği raporda şu tavsiye ve uyarılara yer veriliyor: “Bir ekonominin orta gelir tuzağına düşmesini engelleyecek esas etken emek verimliliğidir. Bu verimliliğin ardında, yatırımların teknolojik ilerleme içermesi, çalışanların eğitim ve beceri düzeylerinin artması, genel olarak da ekonominin çarklarının daha etkin şekilde dönmesi bulunmaktadır.” Bununla birlikte, Türkiye ekonomisinin daha yüksek büyüme hızlarına ulaşması, aynı zamanda da kişi başına geliri daha hızlı artırarak 2023 hedefi olan 25 bin dolara ulaşması için verimlilik artışlarının da devreye girmesi gerektiği ifade ediliyor. Verimlilik artışlarının yolu da, başta eğitim sistemi olmak üzere, işgücü piyasasında, vergi sisteminde, enerji piyasasında, daha genel söylenecek olursa her alanda ekonominin çarklarını çok daha etkin bir şekilde çalıştıracak esaslı yapısal reformlardan geçtiği ifade ediliyor. Aksi takdirde Türkiye uzun yıllar orta gelir grubundan yukarıya çıkamayacak.
ZAMAN :: EKONOMİ

BAŞA DÖN