Anketlerde AKP’nin oyları düşünce ‘operasyonları durdurun’ emri verildi

Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Ahmet Takan, şehit sayısının artmasıyla AKP’nin anketlerde düşüşe geçtiğini, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, bunu önlemek için valilere ‘PKK’ya operasyonları durdurun’ talimatı verdiğini iddia etti.

Son anketlerde umduğunu bulamayan Erdoğan’ın yeni stratejisinin MHP üzerine kurulacağını öne süren Takan, “HDP’ye baskı kurulmaktan vazgeçilecek. Yerine MHP’ye yönelecek.” ifadelerini kullandı. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eski danışmanı Takan’ın yazısının ilgili kısmı özetle şöyle: “Anketlere baktı operasyonları buzdolabına koydu! Buzdolabından çok pis kokular geliyor. Kendisine oy verenlerin desteğini kaybetmemek için, Türkiye’yi, 17-25 Aralık’tan 7 Haziran’a kadar ‘üst akıl komplosu’ taktiğiyle yöneten Saray ve AKP’si, 7 Haziran’dan sonra ise, ‘kaos/kriz’ taktiğine yöneldi. Şehit sayısı her gün artıyor. Bir anda tüm ülke Türk bayraklarına sarılı şehit cenazeleriyle karşı karşıya kaldı. Ve! Şimdi sıkı durun. Saltanatı için anketlerle yatıp anketlerle kalkan ve her türlü kumara zar atan Erdoğan buzdolabının kapağını yeniden araladı. Milliyetçi hamasetle operasyonlardan oy devşirmeye çalışan saray, milletin ikiyüzlülüğü fark ettiğini anlayıp anketlerde AKP’nin daha da gerilediğini gördü. Emri altındaki valilere talimat vererek teröristlerin Varto, Silvan, Şemdinli, Hizan, Lice, Cizre, Nusaybin, Kızıltepe, Midyat kırsalı, Beytüşşebap kırsalı, Silopi’de inlerine giren güvenlik güçleri-askerimizi geri çektirdi. Bunu PKK’ya yönelik operasyonların bölgede Kürt oylarının HDP’ye kayması, gelen şehit haberlerinin de batıda seçmenin MHP ve CHP’ye kaymasından ötürü yaptı. Son anketlerde yine aradığını bulamadı Erdoğan. Peki, şimdi ne yapacak? Yeni strateji, MHP üzerine kurulu. HDP’ye baskı kurulmaktan vazgeçilecek. Yerine MHP’ye yönelecek. Buna göre, seçim hükümeti koalisyonuna destek vermeyen MHP’ye fatura kesilecek. HDP’nin hükümette yer alma durumu nazara verilerek MHP suçlanacak. MHP’yi PKK’ya destek vermekle suçlayacaklar.”

ZAMAN-POLİTİKA

AKP’nin büyük kongresi 12 Eylül’de

AKP Sözcüsü Beşir Atalay, dün gerçekleştirilen Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında partilerinin kongre tarihini 12 Eylül olarak belirlediklerini bildirdi.

Toplantı sonrası saat 17.00’de gazetecilerin sorularını cevaplayan Atalay, “12 Eylül 2015 tarihinde büyük kongremizi Ankara Arena Spor Salonu’nda gerçekleştireceğiz. Kongremiz hayırlı olsun. Hükümet kurma ile ilgili çalışmalar Cumhurbaşkanı’mızın elindedir. Biz çalışmalarımızı yürütürken büyük kongremizin hazırlığını da yapacağız.” dedi. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun hükümet kurma görevini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a iadesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Atalay, “Başbakan’ımız bu akşam görevi teslim edecektir. Bunu dün de yapabilirdi, bugün öğleden önce de teslim edebilirdi ama MKYK’ya bilgi vermesi gerekiyordu. Yetkiyi veren bu kuruldur Başbakan’ımıza. Dolayısıyla bu kurulun toplanmasını burada hem bilgilendirme hem görüşünü alma ihtiyacı vardı.” ifadelerini kullandı.

ZAMAN-POLİTİKA

CHP, koalisyon konusunda AKP’nin samimiyetine güvenmiyor

AKP ile koalisyon görüşmeleri sürdüren CHP’de ‘iktidara güven’ sorunu sürüyor.

Başbakan Davutoğlu’nun koalisyon konusunda istekli davranmasına rağmen AKP üzerinde ciddi etkisi bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın erken seçim ısrarı, CHP cephesinde, ‘koalisyon görüşmelerinin anlamsızlaşması’ şeklinde yorumlanıyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP’nin koalisyon konusunda birbirine zıt iki farklı görüşten sıyrılması ve net bir görüntü vermesi gerektiğini söyledi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı, dün genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında yapıldı. Kılıçdaroğlu, toplantıda yaptığı değerlendirmede, parti olarak koalisyon konusunda ciddi ve samimi bir çalışma yürüttüklerini ancak AKP’deki ikili yapının koalisyon ihtimalini azalttığını kaydetti. AKP sözcülerinin, görüşmeler devam ederken bile koalisyon ihtimali ile erken seçim ihtimalini ‘yüzde 50-yüzde 50′ olarak nitelediklerine işaret eden Kılıçdaroğlu, erken seçim konusunda kararlı olan Erdoğan’ın AKP üzerindeki gücünün, müzakere sürecine zarar verdiğini kaydetti. AKP’nin koalisyon konusunda tek ve net bir tavır sergilemesi gerektiğini kaydetti. Kurmaylarına, Türkiye’nin hükümetsiz kalmaması için ellerinden gelen çabayı göstermeye devam edeceklerini belirtti.

‘DAVUTOĞLU GÜVEN ORTAMI OLUŞTURMALI’

Toplantı sonrasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Genel Sekreter Gürsel Tekin, hükümet kanadından gelen açıklamaların koalisyon sürecinde güvensizlik ortamına neden olacağını kaydetti. CHP kanadının koalisyon görüşmelerinde ‘iyi niyetli tavır’ sergilemeyi sürdüreceğini anlatan Tekin, koalisyon için ortaya koydukları 14 maddeden ödün vermelerinin söz konusu olmadığını kaydetti. Tekin, “Sayın Erdoğan ve gazeteleri ‘mutlaka erken seçim olmalı’ görüşünde. Böylesi bir ortamda nasıl güven duyacaksınız? Bir güven ortamını Sayın Davutoğlu’nun kesinlikle oluşturması gerekiyor.” diye konuştu.

ZAMAN-POLİTİKA

AKP’nin adayı seçilirse muhalefet kendini sorgulamalı

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bugünkü oylamalarda AKP adayı İsmet Yılmaz’ın Meclis başkanı seçilmesi durumunda muhalefet partilerinin kendilerini sorgulaması gerektiğini söyledi.

“Umut ediyorum Meclis Başkanlığı koltuğu parti olarak el değiştirir.” diyen Demirtaş, üçüncü turda da kendi adaylarını destekleyeceklerini ancak en çok oy alan iki adayın yarışacağı dördüncü tura kalamamaları durumunda AKP’nin rakibi olan adayı destekleyecekleri mesajını verdi. Demirtaş, Meclis başkanı seçiminin ilk iki turu devam ederken gazetecilere yaptığı açıklamada seçimde takınacakları tavra ilişkin açıklamalarda bulundu. Demokratik denge açısından Meclis Başkanlığı’nın el değiştirmesi gerektiğini anlatan HDP Eş Başkanı, “13 yıllık AKP iktidarından sonra parlamento başkanlığı koltuğu el değiştirdi. 13 yıldır bütün bu koltuklar sizindi. Umut ediyoruz ki üstünde uzlaşma sağlanacak isim Dengir Bey olur. Bütün gruplarla kucaklayıcı bir hukuk kurabileceğine inanıyoruz. İnşallah Dengir Bey üzerinde uzlaşma sağlanır. Artık Meclis Başkanlığı koltuğu AKP’de olmamalı.” diye konuştu.

ZAMAN-POLİTİKA

AKP’nin Meclis başkanı adayı bugün açıklanıyor

AKP’nin Meclis başkanlığı için adayı, bugün yapılacak MYK toplantısının ardından açıklanacak.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin milletvekillerinin katıldığı ATO Congresium’da düzenlenen iftar yemeğinde konuştu. Davutoğlu, “Belki bugün tek başına iktidar olma şansımız yok. Ama bilinsin ki yüzde 41 ile Türk siyasetinde alınan en yüksek oranlarından biri ile 258 kişilik demir bir yumruk gibi buradayız. İnşallah yarın (bugün) MYK toplantısından sonra biz de Meclis başkan adayımızı açıklayacağız. Daha sonra Cumhurbaşkanı’mızın görevlendirmesi ile koalisyon turlarına başlayacağız. Hiçbirisine kapımızı kapatmadık. Bizi misafir edecekleri zaman, aynı iyi niyet ve samimiyet içinde olmaları halinde ülkemizi suhuletle ve istikrarla yönetecek bir hükümeti kurabileceğimize inanıyorum.”

SURİYE’DE AKAN KANDA KATKIMIZ YOK!

Davutoğlu’nun gündeminde Suriye’de akan kan da vardı. Türkiye’ye yönelik eleştirilere tepki gösterdi: “Suriye’deki hiçbir kanda Türkiye’nin tek bir nebze katkısı olmadığı gibi DEAŞ terör örgütüne karşı da en açık tavrı Türkiye sergilemiştir. Bütün bunlar sadece ve sadece iftiradan, ithamdan ibarettir.”

ZAMAN-POLİTİKA

AKP’nin fabrika ayarlarına dönmesi imkânsız hale geldi

7 Haziran seçimleri, yeni bir dönemin de işareti oldu. Hiçbir parti, tek başına hükümeti kurabileceği 276 vekil sayısına ulaşamadı.

Seçimlerin en başarılı partisi hiç kuşkusuz oy oranını yüzde 6-7’lerden yüzde 13’lere çıkaran HDP oldu. Seçimin kaybedeni ise AKP veya kamuoyunun çoğunluğuna göre meydan meydan gezerek iktidara oy isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan. Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Ekonomist Eser Karakaş ve eski Devlet Bakanı Gürcan Dağdaş, AKP’deki düşüşü Zaman’a yorumladı.

Ertuğrul Günay, 6 yıl siyaset yaptığı AKP’deki bozulmanın artık tamir edilemeyecek boyutlara geldiği görüşünde. Günay, “Bence, 2002’de kurulan AKP ile bugünkü partinin sadece isim benzerliği kaldı. Fakat artık yeniden başlaması ve fabrika ayarlarına dönmesinin de imkansıza yakın. Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla (3 Y) mücadele için yola çıkan parti, yolsuzlukların üstünü örtmek için emniyet ve adaleti perişan etti. Yoksulluktan söz edenlerin üstüne yürüyor ve her şeyi yasaklayarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. Bu ağır kazadan sonra onarılması ve fabrikadan çıkmış gibi yeniden servise sokulması zor, imkansız gibi.” diyor. Gerek Başbakan Ahmet Davutoğlu gerekse de diğer parti yöneticilerinin açıklamalarının bir ders alındığı izlenimi vermediğini belirtiyor. Günay’a göre, bir dönem muhalefette kalması AKP’ye toparlanma fırsatı verebilir. Ancak Erdoğan’ın buna da fırsat vermeyeceği kanaatinde: “İktidar dışında kalınması halinde belki bir yeniden düşünme, muhasebe ve özeleştiri yapma ihtiyacı ve imkanı doğabilir. Düşüşün, 2011’e göre neredeyse 10 puana ulaşması, üzerinde düşünülmesi gereken bir sonuçtur. İktidarın yıpratıcı etkisi olduğu açıktır. Ancak, AKP son üç yılda bu doğal yıpranma sürecini anti-demokrat tutumu ve üstünü kaba yöntemlerle örtmeye çalıştığı yolsuzluk tartışmalarıyla hızlandırdı ve böylece iniş yoluna girdi. Bütün bu tablo karşısında başta Saray yaptırmak olmak üzere israf görüntüsü ve bu görüntüyü görülmedik bir şımarıklık içinde savunma biçimi, bazı kesimlerin gözünde yolsuzluk iddialarından da daha yıpratıcı oldu. AKP’nin eski söylemindeki ‘mağdur’ edilmişliğin yarattığı inandırıcılık, mağrur bir kibir diliyle samimiyetsizliğe ve toplumda gerginliğe yol açtı.”

BAŞKANLIK PROPAGANDASI KAYBETTİRDİ

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ise Erdoğan’ın ‘başkanlık’ propagandasının AKP’ye oy kaybettirdiğini anlatıyor. Türk, “Seçimde AK Parti’nin bu durumla karşılaşmasının çeşitli nedenleri var. Bunlardan biri 3 yasa dönemi iktidar oldular, onun getirdiği bir yıpranmışlık var. Ve son seçim kampanyasında Cumhurbaşkanı’nın anayasal tarafsızlık konumunu bir tarafa bırakarak adeta hâlâ AK Parti’nin genel başkanıymış gibi seçim propagandasına katılması ve bütün bu süre boyunca ülkenin sanki başka bir sorunu yokmuş gibi başkanlık sisteminin propagandasını yapması da Türk halkının ‘hayır’ cevabına sebep olmuştur. Bu seçimin asıl kaybedeni Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dır. Çünkü onun propagandasını yaptığı düşünceye, başkanlık sistemine halk itibar etmemiştir.” diyor.

AKP, ‘DEVLET PARTİSİ’ HALİNE GELDİ

Ekonomist Prof. Dr. Eser Karakaş ise AKP’nin devletleştikçe oy kaybı yaşadığını anlatıyor: “AK Parti, kurulduğunda bir çevre hareketiydi. Ancak çok merkeze yaklaştı. 2009’dan sonrasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken şey, devlet dili kullanmaya başlıyorlar. AK Parti iktidardaki muhalefet olmak yerine, iktidardaki muktedir olmayı yeğledi. Aynı şey Süleyman Demirel’in de Özal’ın da hatta 27 Mayıs iğrençliğini bir kenara bırakırsanız, Menderes’in başına da geldi. Yani bir şekilde iktidar olan çevre hareketleri, çevreden merkeze geldikten sonra devlet ideolojisini benimsemeye başlıyorlar. Ne zaman ki iktidardaki muktedir, ‘devlet partisi’ haline gelmeye başladı AK Parti de bitti. Oy kaybetmelerindeki temel faktör devlet diline çok fazla sahip çıkmaları oldu. Bundan artık geri dönüş yok. Seçim olsa bence daha fazla kaybeder.”

‘KIRMIZI KİTAP’I’ KUTSUYORLAR ARTIK

Eski Devlet Bakanı Gürcan Dağdaş ise ‘Kırmızı Kitap’ üzerinden AKP’ye yüklendi: “Dün ‘Kırmızı Kitap’a’ itirazın adresi olarak ortaya çıkan AKP, şimdi ise ‘Kırmızı Kitabı’ kutsayan bir çizgiye evrildi. Seçmenin AKP’ye desteğini kesmesinin en büyük sebebi sayın Cumhurbaşkanı’nın üslubudur, devleti idare ediş şeklidir, toplumda ayrışmaya sebep olan davranışlarıdır. AKP kadrolarındaki kirlenmenin yansımasıdır. Türkiye’nin toplumsal barışına zarar verici davranışlarıdır, ötekileştiren siyasetidir.”

ZAMAN-POLİTİKA

AKP’nin çöküşünde bütün oklar Erdoğan’ı gösteriyor

Hem AKP’de hem devlet katında yaşanan çift başlılık, AKP’ye pahalıya mal odu. Partide yenilginin muhasebesi yapılırken, eleştiri okları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gösteriyor. Erdoğan’ın, paralel hükümet gibi çalışması, yolsuzluk ve rüşvet dosyalarının üstünün örtülmesi, partinin kuruluşundaki ilkelerden uzaklaşılması, kibir ve Saray tartışmaları bugünkü tablonun sebepleri olarak gösteriliyor.

7 Haziran seçimlerinin kaybedeni açık bir şekilde AKP oldu. 2011 seçimlerine göre yaklaşık 10 puanlık bir düşüş yaşayan AKP, tarihinde ilk kez Meclis’te salt çoğunluğun altına düştü ve tek başına iktidarı kaybetti. Şimdi bunun sebeplerini tahlil etmeye çalışan AKP, Genel Başkan Ahmet Davutoğlu’nun geleceğini de tartışmaya başladı. Özellikle 9 Mayıs’taki Hatay mitinginde, “Tek başına iktidar olamazsak istifa ederim.” diye meydan okuması nedeniyle Davutoğlu’nun nasıl bir tavır alacağı merak konusu. Ancak seçimde asıl fatura Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a çıkacak gibi. İşte AKP’nin 7 Haziran yenilgisinin sebepleri:

ERDOĞAN’IN YETKİ GASBI VE KİBİR SİYASETİ: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Anayasa’yı çiğneyerek meydanlara indi. Bir cumhurbaşkanı gibi değil bir parti lideri gibi mitingler yaptı. Tarafsızlık yeminini unuttu. Muhalefet liderlerine hakaret etti, seçim vaatlerini eleştirdi ve açık açık AKP’ye oy istedi. Yetki gasbı yapan Erdoğan’ın Saray’da Bakanlar Kurulu’nu toplamasından, uzlaşmacı bir cumhurbaşkanı portresi yerine muhalefeti ve liderlerini doğrudan hedef alan, çoğu zaman nefret dili ve kibir siyaseti ile yürüttüğü kampanyalar ters tepti. Yetki gasbı sadece meydanlarda yaşanmadı, gölge kabine gibi çalışan saray yönetimi oluşturması, oğlu Bilal Erdoğan’ın okul müdürlerini topladığı, damadı Berat Albayrak’ın da yöneticileri arasında yer aldığı yandaş medyanın siyaseti dizayn ve siyaset mühendisliği hamleleri de hem parti tabanında hem seçmende ciddi yılgınlık ve kırılma oluşturdu.

KAÇAK SARAY’DAKİ LÜKS VE DEBDEBE: Halk, 20 milyar lirayı bulan maliyeti ile lüks, debdebe, şatafat ve israfın sembolü olan 2 bin odalı Saray’ı onaylamadığını açık bir şekilde ortaya koydu.

MEYDANLARDA İSTİSMAR SİYASETİ: Erdoğan, seçim meydanlarında Kur’an-ı Kerim’i malzeme yapmaktan çekinmedi. Her fırsatta Kürtçe bastırılan bir Kur’an’ı mitinglerde salladı. Fakat amacının aksine, bu tavır ters tepti. Ayrıca Diyanet’i siyasete çekmesi, Mercedes tartışması da öfkeyi artırdı. İstismar siyasetine başta dindar Kürtler olmak üzere muhafazakar ve milliyetçi camia prim vermedi.

4 ESKİ BAKANIN YÜCE DİVAN’A GÖNDERİLMEMESİ: AKP, 17-25 Aralık’ta ortaya çıkan rüşvet ve yolsuzlukların hesabını sormak bir yana üstünü örtmeyi tercih etti. Erdoğan’ın direktifleriyle, 4 eski bakan Egemen Bağış, Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve Erdoğan Bayraktar Yüce Divan’a gönderilmedi. Dahası bu isimleri seçim mitinglerinde kürsüye çıkardı. Özellikle ‘Bakara-makara’ diye Kur’an’la dalga geçen Egemen Bağış’a; ‘Peygamber gurur yaptı’ diyen dönemin müsteşarı Efkan Ala’ya sahip çıkılması teşkilatları, mütedeyyin kesimleri rahatsız etti.

BAŞKANLIK ISRARI TERS TEPTİ: Erdoğan, bu seçimi ‘başkanlık sistemi’ oylamasına çevirdi. Aynı zamanda cumhurbaşkanlığı için de ‘güven oylaması’na dönüştürdü. Seçmen, ‘Türk tipi başkanlık’ hayaline olumsuz cevap verdi.

DİKTATÖRLEŞME EĞİLİMİ VE OTORİTERLİK: Erdoğan, anayasal çerçevenin ötesinde yetkiler kullanmak istedi. Hükümet üzerinde vesayet kurdu. Gazetecileri, yargı mensuplarını, sivil toplum kuruluşlarını tehdit etti. Giderek bir tek adam rejimi kurmaya çalışan, diktatörleşme eğilimi gösteren, kendini yargı yerine koyan bir Cumhurbaşkanı görüntüsü, halkın huzurunu kaçırdı.

HUKUKSUZ ALGI OPERASYONLARI: Sözde ‘paralel yapı’ ile mücadele adı altında yapılan operasyonlar emniyet teşkilatını aşıp sıradan halka kadar indi. Hayırsever insanlar gözaltına alınmaya, tutuklanmaya başlandı. Sokağında, mahallesinde tanıyıp iyiliğine şehadet ettiği insanların ‘terörist’ yaftası ile gözaltına alınmasını içine sindiremeyen vatandaşlar, tepkisini sandığa yansıttı.

ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASI: İşadamlarına, sivil topluma, medyaya yönelik baskılar darbe dönemlerini bile aratır hale geldi. 28 Şubat ve 12 Eylül darbelerinde bile yapılmayan uygulamalarla AKP gibi düşünmeyen her kesimin hedefe konması, MİT kanunu, iç güvenlik yasası, makul şüphe gibi antidemokratik kanunlar çıkarılması, torba kanunlarla ülke yönetme âdeti büyük tepki gördü. İnternet, Twitter, YouTube, Facebook yasakları; muhalefet partilerine seçim kampanyalarında yapılan baskı ve engellemeler bütün siyasi partilerin tabanlarını hassas hale getirdi.

DAVUTOĞLU’NUN EKSİLERİ, ERDOĞAN TAKLİDİ OTORİTERLİK

Bununla birlikte AKP’nin yenilgisinde Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan kaynaklı hataların da payı var. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı taklit etmesi, Camia’ya iftiralar atması, muhalefet partilerini bile ‘legal görünümlü illegal yapılar’ diye yaftalaması Erdoğan’ın gergin üslubundan bıkmış olan kesimlere, huzur ve sükunet vaat edemedi. Diğer yadan temayül yoklamalarına rağmen tepeden inme milletvekili aday listeleri hazırlandı. Birçok ilde, şehrin dinamiklerini yansıtmayan, ithal adaylar gösterilmesi teşkilatların motivasyonunu kırdı.


Partileri ‘sorumlu’ davranmaya çağırdı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2015 genel seçimlerine ilişkin değerlendirmesini yazılı olarak yaptı. Miting meydanlarında muhalefete ağır eleştirilerde bulunan Erdoğan, sandık sonuçlarının ardından siyasi partileri ‘sorumlu’ davranmaya çağırdı. Şunları kaydetti: “Milletimizin takdiri her şeyin üzerindedir. Sonuçların hiçbir partiye tek başına iktidar imkanı vermediği mevcut tablonun, yarışa katılmış olan tüm partiler tarafından sağlıklı ve gerçekçi bir değerlendirmeye tabi tutulacağına inanıyorum. Seçim sonrasında başlayan bu yeni süreçte, ülkemizdeki istikrar ve güven ortamının, demokratik kazanımlarımızın korunması için tüm siyasi partilerin gerekli hassasiyeti göstermeleri, sorumlu bir davranış sergilemeleri büyük önem arz etmektedir. Seçime teveccüh gösteren aziz milletimize, Yüksek Seçim Kurulu’na, il ve ilçe seçim kurullarına, sandık kurullarına, güvenlik güçlerimize teşekkür ediyor, sonuçların ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

ZAMAN-POLİTİKA

BAŞA DÖN