2. SAHİL TÜMENİ KOMUTANLARINDAN AHMET ÇAĞRI VAROL

Fahrettin ÖZTOPRAK

Alparslan Çelik gibi 2. Sahil Tümeni komutanlarından Ahmet Çağrı Varol da Elazığlı Gakkoş’tur ve özbe öz Türktür. Hatta Türkmenlerdendir. 13. Yüzyıl’ın ikinci çeyreğinde Babailer isyanında rol oynayan, Gıyasettin Keyhüsrev ve Sadettin Köpek’in Farisileştirme politikasına karşı Harizmli 40 bin atlı gibi, Baba Resul denen Baba İshak’a 1239-1240 yıllarında destek veren 70 bin kişilik aşiretten müteşekkil Duduoğlu Türkmenlerindendir. Bu Türkmenler yine Harizmliler gibi 1243 yılında Anadolu’ya giren Cengiz ordularına karşı koymuş, yine onlarla birlikte 1244’te Mısır Eyyubi meliklerinden Necmettin Salih’le Kudüs’ü Alman Haçlılarından geri almışlardır.
Nedense fesbukta Kartal ve Akıncı isimlerini kullanan iki kişi 2. Sahil Tümen’e kafayı takmış. Neymiş efendim, bunlar söz dinlemiyormuş, dur dedikleri yerde durmuyorlarmış, iki kere ribat noktalarını kendilerine haber vermeden terk etmişler. Türkmendağı’nın düşmesinin tek sebebi bu tümenmiş. Türkiye’den gelmişlermiş. Paralı askerlermiş. Bölgeye yabancıymışlar. Peki, bu iki kişi kim? Biri Türkiye’den gelme değil mi? Diğeri ise Türkiye’de değil mi? Aradaki farkı ben size söyleyeyim. 2. Sahil Tümeni’ni yönetenler Ülkücü Bozkurt, yani Türkçü nitelikte, söz konusu lafları çıkaranlar da el-Kaide, el-Nusra ve Suriye Nusret Cephesi’yle ilişkide bulanan İslamcı grup.
Oysa 2. Sahil Tümeni el-Kaide’ye, el-Nusra’ya ve Nusret Cephesi’ne onlar gibi sıcak bakmıyor. Bu İslamcı gruplar istiyor ki emir kendilerinde olsun. Bizim Türkiye’den gelenler onların emrine tabi olsun. Dur dedikleri yerde dursunlar. Türkmendağı’nda çatışma yaşanıyor, bir bakıyorsunuz bu İslamcı gruplardan bir sözcü, “Şu şu ribat noktalarına yerleşeceksiniz, orada bekleyip, ayrılmayacaksınız, bizden emir gelene kadar” diyor. Sen kimsin lan. Bu emri ne salahiyetle veriyorsun. Şunu çok iyi bil ki, savaşçı Türk emir almaz, kendi kafasına göre hareket eder.
O Tugay yokken 2. Sahil Tümen’i vardı. Tugay mı Tümen’den emir alır, Tümen mi Tugay’dan emir alır. Onlar 2. Sahil Tümen’den emir almıyor. Almak da istemiyorlar. Ama e-Kaide’den, el-Nusra’dan ve Nusret Cephesinden emir alıyorlar. Çünkü onlar İslamcı ve Arap.
2. Sahil Tümen’den 23 gündür meydana gelen çatışmalarda en az 40 kişi hayatını kaybetti. Bunların yarısı onların emrine göre hareket ettiğinden öldü. Bir bakıyorsun cephede çarpışılıyor. Türkmenler elde silah, parmaklar tetikte, kurşun sıkıyor. Siperlere de yerleşilmiş. Biri geliyor. Kardeş komutan haber gönderdi, şu ribat noktasına yerleşeceksiniz, diyor. Çatışma anı. 2. Sahil Tümeni komutanlığına haber verilecek zaman yok. Bizim arkadaş yanına beş-altı kişi alıp oraya yerleşiyor. Ne hikmetse bunların hepsi de isabet eden füze yahut top mermisi, şarapnelle ölüyor. Bu bir olmadı, iki olmadı. 3 defa oldu.
25 Ocak’ta 2. Sahil Tümen’e bağlı Türkmen Bozkurtlar Türkmendağı’nda savaşıyor. Yine biri gelmiş. “Şu ribat noktalarına yerleşin, komutan emretti” diyor. Her yanda sıkı çatışma var. O hengamede düşünecek akıl ne arasın. Neyse on, on beş kişi oraya gidiyorlar. Biri diyor ki, “Bu komutan kim yahu Bizim komutanlık değil” diyor. Yani aklı başına gelmiş. Hemen orayı terk ediyorlar. Uzaklaşıyorlar ki, bir iki, hatta üç füze o ribat noktalarına düşüyor, Gel de çık işin içinden. Orada olsalarmış, bu on, on beş kişi tamamen imha olacak.
Söz konusu zevatlardan biri sayfasında paylaşım yapmış, “‬Türkmen Dağı tümüyle düşebilir. Bütün köyler rafizi köpekler tarafından işgal edilebilir Ormanlara çekilir direnişe devam ederiz. Dirimiz mücahit ölümüz şehittir inşallah. Türkmen Dağı’nı satanlar, ihanet şebekeleri, görmezden gelenler sizin yeriniz ne olacak?” diyor,
Peki, kim satmış? Satanlar kim? Onu da söylesin. Türkmen Bozkurtlar mı? Türkiye Cumhuriyeti hükümeti mi? Dikkat edin, rafizi diyor. Rafizi namaz kılmayan, oruç tutmayan demektir. Genellikle Türkmenler için kullanılır. İbni Battuta bile sayahatnamesinde Anadolu Türkmenleri için Rafizidirler der. Onların tavşan yemediklerinden söz eder. Yalandır. Türkler tavşan yer. Bu kelime Araplar tarafından Bektaşilere, Kızılbaşlara ve Alevilere verilen addır. Oysa Esat Şiadır. Alevi değildir. Bektaşi ve Kızılbaş da değildir. Şia namaz kılar, oruç tutar. Oysa Bektaşi, Alevi ve Kızılbaşlar namaz da kılmaz, oruç da tutmaz. Oysa Esat rejiminden 46 yıldır olmadık zulmü gören hem Alevi Türkmenler hem Hanifi Türkmenler. Peki, el-Kaide, el-Nusra ve Nusret Cephesi Hanifi mi? değil. Çok iyi biliyorum ki, değiller. Bunlar kendileri için, “Biz ehli Sünnet ve’l cemaatiz” diyorlar, yani selefi. IŞİD de selefi. Vahhabiler var, Hanbeliler var, Şafiiler var. Hatta Malikiler var. Bilmem ne tayfası var. Oysa Türkmenler Alevi ve Hanifi.
Görüyorsunuz işte, cephede bile mezhep çatışması var.
Bizimki normal. Bin yıldır, bin iki yüz yıldır gelen bir gelenek. Bunu terk edemeyiz. Ya onların ki. Biz Arapların emrine de girmeyiz. Zaten girseydik Esat rejimine karşı savaş açmazdık.
Ve adamlar baklayı ağzından çıkarıyor:
“Türkmen Dağı’nın düşmesinin en büyük sebebi 2 kez Ribat noktalarını habersizce terk edip çekilen Dışardan destekli grup ve bu grubu ısrarla desteklemeye devam eden Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’dir. Defalarca yapılan uyarılara rağmen gerekli tedbirler alınmadı ve göz göre göre Türkmen Dağı’ndaki insanlar terk edildi.” Allah başınıza 2. Sahil Tümeni kadar taş düşürsün, e mi? Kendileri sanki sütten çıkmış ak kaşık.
Türkmendağı’nın ve Bayır Bucak’ın düşmesinin sebebini ben söyleyeyim.
“Nusret Cephesi Halep ve İdlip’te bulunan birliklerini Türkmen Dağı’na yönlendirdi”. Bunu ben demiyorum, söz konusu kişi sayfasında diyor. Bu paylaşım söz konusu kişinin sayfasında bugün yapıldı. Şimdi gelelim işin aslına: 24 Ocak’ta, gün doğmadan Türkmendağı, Bayırbucak ve Lazkiye kırsalında bulanan ve Türkmenler haricindeki bütün Suriyeli muhalif silahlı gruplar İdlip ve Halep tarafına yönlendirildiler. Bu gecenin geç yarısı başladı. Onlar bölgeden uzaklaştı ki, Türkmendağı, Bayırbucak, Lazkiye kırsalı, Kesep ve Kepir’in güney tarafları, 30’a yakın köy ve birçok mezra denizden füze yağmuru ve sürekli top atışına, havadan bombardımana tabi tutuldu. Bu 25 Ocak’ın akşam saatlerinde bile devam etti. Hatta saat 24.00’e kadar.

Adana Olay Haber

BAŞA DÖN