Yeğenlerinin yargılanmasına müdahale etmedi

Türkiye’nin zorlu yıllarında siyaset yapan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 28 Şubat sürecine kadar genellikle hukuk ve demokrasinin yanında yer aldı.

Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemlerde yeğenlerinin isminin karıştığı yolsuzluk olaylarıyla gündeme geldi ancak onların yargılanmalarına müdahale etmedi. İlk olay 1975’te başbakanlığı döneminde yaşandı. Yeğeni Yahya Demirel’in adı hayali ihracata karıştı. Yeğen Demirel’in, suntaları mobilya diye ihraç ettiği ve devletten milyonlarca lira haksız vergi iadesi aldığı ortaya çıktı. Merhum Cumhurbaşkanı’nın bir diğer kardeşi Şevket Demirel’in oğlu Yahya Murat Demirel’in adı da 90’lı yıllarda banka boşaltma iddiasına karıştı. İki yeğeninin isminin karıştığı olayların birinde başbakan, birinde ise cumhurbaşkanı olan Demirel, adli süreçlere hiç müdahale etmedi. Her iki isim de yargılandı ve ceza aldı. 17-25 Aralık sürecinde isimleri yolsuzluğa karışan siyasetçi yakınlarını kurtarmak için yargının hallaç pamuğu gibi atılıp, yargılamanın her aşamasına müdahale edildiği dikkate alındığında Demirel’in tavrı daha da önemli hale geliyor.

Türk okullarının hamisiydi

Merhum Cumhurbaşkanı, Türki-ye’nin yurtdışındaki gururu olan Türk okullarına da büyük destek oldu. Okulların açılacağı ülkelerin liderlerine mektup yazıp destek olmalarını istedi. Resmi ziyaret için gittiği ülkelerde Türk okullarını ziyaret edip teşvik etti.

Hafızalardan silinmeyen jesti ise 1997 yılında Bangladeş’e görev yaparken geçirdiği kaza sonucu bacağını kaybeden adaşı Süleyman öğretmene yaptı. Resmi ziyarette bulunduğu Bangladeş’te Türk okulunda görev yapan Süleyman Alptekin’in kaza sonucu bacağını kaybettiğini öğrenmişti. Hemen talimat veren Demirel, Süleyman öğretmeni uçağına alarak kendi yatağına yatırıp Türkiye’ye getirdi.

Demirel, 15 yıl sonra Süleyman Alptekin’in Türk okulu öğrencileriyle kendisini ziyareti sırasında olayı şöyle anlatmıştı: “Bangladeş’i ziyarete gittik. Ziyaretin ardından döneceğiz. Bize dediler ki öğretmen var, trafik kazası geçirdi, yaralı, Türkiye’ye gidecek, siz uçağınızda götürür müsünüz? Ben dedim ki uçağımızda yatacak bir kişilik yer var. Uzun seyahat, o da cumhurbaşkanına ait. Ben kendi yatağımızı Süleyman’a veriyorum, getirin Süleyman’ı. Süleyman’ı yaralı yaralı oradan getirdik. Çünkü Süleyman’ın orada gördüğü vazife Türkçeyi oradaki çocuklara öğretmek. Önemli görev yapan kişi; bizim de muhabbetimiz, sempatimiz ve sevgimiz vardı.”

ZAMAN-POLİTİKA

Tarhan Erdem: Hiçbir siyasetçi Kur’an’ı siyasete alet etmedi

KONDA Araştırma Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Tarhan Erdem, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Siirt mitingine elinde Kur’an-ı Kerim ile çıkmasının sebebinin AKP’nin düşen oyları olduğunu söyledi.

Erdoğan’ın dinî; sembolleri daha fazla kullanmaya başladığını belirten Erdem, “AK Parti yine birinci parti olacak ama yüzde 49’lar gitti; yüzde 41-42 mertebesine indi. Daha da inebilir. Erdoğan buna karşı hırsla, ‘Siz öyle mi yapıyorsunuz, o zaman ben artık bunlardan faydalanmak istiyorum, dini unsurlardan faydalanmak istiyorum’ diyor.” yorumunda bulundu. BBC Türkçe’den Rengin Arslan’a konuşan Erdem, daha önce miting meydanlarına Kur’an-ı Kerim ile çıkan bir lider hatırlamadığını belirterek, “Bunu Erbakan bile yapmadı. Şeklen bir gösteri hatırlayamıyorum.” diye konuştu. Halkın Erdoğan’ın sertliğinden hoşnut olmadığını vurgulayan Erdem, “Bundan evvelki seçimlerde de 2011’de hatta 2007’de de kutuplaştırmaya başladı. Bunu yapmasının sebebi kendi seçmenini başka bir düşünceye sapmadan kendi yanında tutmak istemesiydi. Gördü ki eski sertlikten halk hoşnut değil. Bunun için dine sarıldı. Artık tamamen dini kullanmaya başladı.” değerlendirmesini yaptı.

HDP’li Hüda Kaya: Elde Kur’an ‘la ŞOV yapıyorlar

HDP İstanbul milletvekili adayı Hüda Kaya da, Erdoğan’ın HDP’nin oy kitlesinin çoğunluğunun dindar muhafazakar olmasından dolayı bu yola başvurduğunu söyledi. Kaya, “Erdoğan, HDP’yi dinsizlikle itham etmeye çalışıyor ama dini inancı en safiyane şekilde kalmış halk Kürt halkıdır. Elinde Kur’an ile Kürt halkı karşısına bir şov ile çıkıyor. Bu kişilerin safiyane dindarlık hissiyatını istismar etmek üzerine, bir şov yapmak üzerine bir gündem yürütüyor. Elde Kur’an ile şov yaparak siyaset yapılmaz. Hz. Ali’nin sözü vardır: Devletin dini adalettir. Bugünkü devlete bakalım adaletli midir değil midir?” dedi.

ZAMAN-POLİTİKA

Dbp li Ayna: Rektör Görüşmeyi Kabul Etmedi, YÖK Başkanı …

DEMOKRATİK Bölgeler Partisi (DBP) Eş Gelen Başkanı Emine Ayna, Bingöl Üniversitesi öğrencileri tarafından başlatılan açlık grevi ile ilgili görüşmek istedikleri Bingöl Üniversitesi Rektörü’nün görüşmeyi kabul etmediğini, ancak YÖK Başkanının görüşme tekliflerini kabul ettiğini söyledi.
Haberler.Com

Sulh Peygamberi, intikam duygusuyla hareket etmedi

Peygamber Yolu Derneği’nin bu yıl ikincisini düzenlediği Herkes O’nu Okuyor yarışmasının kitaplarından biri de Işık Yayınları Heyeti’nin hazırladığı ‘Şiddet ve Savaş Karşısında Nebevî Duruş, Sulh Peygamberi’ adlı eser. Derneğin Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Selman Kuzu, Sulh Peygamberi Efendimiz’in (sas), hiçbir zaman intikam duygusuyla hareket etmediğini vurguluyor.Geçtiğimiz günlerde Fransa’da yaşanan Charlie Hebdo isimli mizah dergisine yönelik terör saldırısı, İslam’ın barış dini ve Efendimiz’in (sas) Sulh Peygamberi özelliğini hatırlatmanın gerekliliğini bir kez daha ortaya koydu. Bu yıl ikincisi düzenlenen Herkes O’nu Okuyor yarışması için Sulh Peygamberi konulu eseri seçen Peygamber Yolu Derneği’nin Yönetim Kurulu üyesi Selman Kuzu ile Efendimiz’in sulh yönünü konuştuk. Peygamber Efendimiz’in, kendisine söylenen kötü sözleri, sözlerin en güzeliyle karşıladığını hatırlatan Selman Kuzu, “Kırdılar O’nu ama O, hiç kimseyi kırmadı. Hiçbir zaman intikam duygusuyla hareket etmedi. Sadece sözlü değil, bütün fiilî şiddet uygulamalarına karşı da hiçbir zaman misliyle karşılık vermedi.” diyor.Peygamber Efendimiz’in (sas) bütün âlemlere rahmet olarak gönderildiğini kaydeden Arnavutluk Bedir Üniversitesi Beşeri Bilimler Fakültesi İlahiyat Bölüm Başkanı Dr. Selman Kuzu, “Bu cihanşümul rahmet ve şefkatin kaynağı ise imana dayalı sevgidir. Kâinatın Efendisi, bu sevgi, rahmet ve şefkat çizgisinin dışına asla çıkmadı.” diyor. “On üç yıllık Mekke döneminde onca işkence ve boykotlar karşısında Peygamberimiz’in şiddete başvurduğuna veya şiddete izin verdiğine dair, bir tane örnek bulamazsınız.” diyen Selman Kuzu, Taif yolculuğunu hatırlatıyor. Taif’te yapılan sözlü ve fiilî tüm kötülüklere Efendimiz’in hiçbir şekilde karşılık vermediğini aktaran ilahiyatçı, şunları söylüyor: “O, kalbini Rabb’ine açtı ve içini O’na döktü. Hatta bir ara Meleğin, ‘Ya Resulallah! Sana bu yapılan zulme karşılık dilersen Rabb’in bu iki dağı başlarına geçirecek.’ demesine mukabil O; ‘Hayır Ya Rabbî! Onların nesillerinden bir kişi bile gelecekte hidayete erecekse hayır. Ben bunu talep etmiyorum. Ya Rabbî! Bu topluluğu bağışla. Çünkü onlar bilmiyorlar.’ dedi. İşte Nebevî tavır budur. Ve bu tavır O’nun bütün bir hayatında temel bir ilkeydi.”Bir başka zamanda Efendimiz’in, başına pislikler atanlara fiilî ya da sözlü hiçbir karşılık vermediğini aktaran Kuzu, Peygamber’in, insanlarla savaşmak için değil, Allah’ı tanıtmak için gönderildiğini hatırlatıyor.İSLAM HUKUKUNA GÖRE ŞAHISLAR CİHAD İLAN EDEMEZ, BU TERÖRİZM OLUR!Peygamberimiz’in katıldığı bütün savaşlarda müdafaa yaptığını vurgulayan Kuzu, ilk kez savaşa Allah Resulü’nün hukuk getirdiğini söylüyor. Kuzu, “O, savaş halinde bile olunsa; sivillere dokunulmamasını, kadınlara, yaşlılara, çocuklara ve kendisini mabette ibadete adamış kimselere zarar verilmemesini emretmiştir. Tabiata, çevreye zarar verilmemesini emretmiştir.” diyor.Cihadın kıtal veya savaş olmadığına dikkat çeken ilahiyatçı, asıl manasıyla cihadın insanlarla Allah arasındaki engelleri ortadan kaldırmaya çalışmak olduğunu belirtiyor. Peygamberimiz’in ifadesiyle en büyük cihadın nefis ve şeytana karşı yapılması gerektiğini kaydeden Kuzu, “Kaldı ki yanlış kullanıldığı şekliyle cihadı, kıtal manasına da alsak, İslam hukukuna göre şahıs veya gruplar asla savaş ilan edemez, savaş çağrısı yapamaz. Bu tamamen devlete ait hususi bir yetkidir. Fert, âlim, grup, örgüt işi değildir. Devletin haricinde bu tür bütün çıkışlar, ancak anarşizm, isyan, kaos ve terör faaliyetidir. Onun için şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Müslüman asla terörist olamaz, hiçbir terörist de Müslüman olamaz.” şeklinde konuşuyor.BAŞKASININ YAPTIĞI YANLIŞ, MÜSLÜMAN’IN YANLIŞ YAPMASINI MUBAH KILMAZSavaş adına yapılan bu tür şahsî teşebbüslerin en çok İslam’a zarar verdiğine de değinen Kuzu, “Fransa’daki mizah dergisinde yapılanlar gibi bu tür saldırıları planlayan ya da uygulayanların ne İslam’la ne de insanlıkla bir bağlantıları olamaz. Zira böyle bir saldırının ilk önce İslam’a zarar vereceğini düşünür, Allah’tan korkarlardı. Ahirete iman etselerdi kul hakkından çekinir bu vahşeti gerçekleştiremezlerdi.” diyor. Kur’an-ı Kerim’in ‘Bir insanı öldüren, bütün bir insanlığı öldürmüş gibidir.’ ifadelerini hatırlatan Kuzu, şöyle diyor: “‘Ama onlar böyle yaptı, şöyle zulmetti, şöyle saygısızlık yaptıysa ben de yaparım’ gibi yaklaşımlar doğru değil. İslam’da temel ölçümüz şudur: Bir kimsenin yaptığı yanlış senin de aynı yanlışı yapmanı caiz ve mubah kılmaz. Asıl olan bizim onların düşmanlığına, Kur’an ve sünnete bağlı kalarak Müslümanca karşılık vermemizdir.”Herkes O’nu Okuyor kampanyası yeniden başlıyorHerkes O’nu Okuyor kampanyasına da değinen Selman Kuzu, “Güzel ve sistematik bir tasnifle, Mekke ve Medine dönemine ait bol örneklerle Peygamberâne duruşu ortaya çıkarmış arkadaşlarımız. Onlar eseri hazırlamış, kendilerine düşen vazifeyi yapmışlar. Biz de kendimize düşen vazifeyi yapalım. Okuyalım ve en az bin kişiye de tavsiye edelim.” diyor. Bu yılki yarışmada ilkokul, ortaokul, lise ve yetişkin olmak üzere 4 kategori var. 2 Ocak’ta kayıtları başlayan yarışmanın sınavları, 16-22 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Birinci basamak sınav sonuçlarının açıklanmasıyla, 28 Mart’ta ikinci basamak sınavı yapacak olan dernek, ödüllerin dağıtımını ve umre ziyaretlerini mayıs ayında yapmayı planlıyor. Geçen yıl 3 kitaptan gerçekleştirilen sınav, bu sene 4 kitap üzerinden yapılacak. Yusuf Karagöl’ün ‘Çocuklar İçin Sevgili Peygamberimiz’in Hayatı’, Başak Sezgin’in ‘Gönüllerin Efendisi Hazreti Muhammed Mustafa’ ve Işık Yayınları Heyeti’nin hazırladığı ‘Şiddet ve Savaş Karşısında Nebevi Duruş Sulh Peygamberi’ ve ‘İnsan ve Topluma Ulaşma Yönüyle Peygamber Efendimiz’ adlı kitapların okunacağı yarışmanın sınavları bu yıl internet üzerinden online yapılacak. Böylece sınava katılım daha kolay olacak. Bu yılki yarışmaya katılım için başvuru süresi ise 8 Mart’ta sona eriyor. Bin kişiye umre ziyareti, dizüstü bilgisayar, mini tablet ve binlerce sürpriz hediye kazanma imkânı yine Peygamber Efendimiz (sas)’in hayatını okumaktan geçiyor.
ZAMAN :: AİLE-SAĞLIK

O proje ilk Erbakan’a geldi, kabul etmedi

SP lideri Kamalak, ‘AKP’nin dış güçlerin projesi olduğu’ yönündeki iddiaları değerlendirdi. Teklifin ilk olarak merhum Necmettin Erbakan’a geldiğini anlatan Kamalak, “Biz sizi iktidara götüreceğiz, diyerek şartlarını sıraladılar. Erbakan Hoca, bunların oyununa gelmedi.” dedi.Partisinin Van 5. Olağan Kongresi’ne katılan SP lideri Mustafa Kamalak, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Merkez Parti Genel Başkanı Abdurrahim Karslı’nın ‘AKP, dış güçlerin projesidir’ iddiasının doğru olduğunu belirtti. Projenin ilk olarak merhum Erbakan’a sunulduğunu ifade eden Kamalak, bu teklifin kabul edilmediğini anlattı. Kamalak, şöyle konuştu: “Merkez Parti’nin kurucusu, Genel Başkanı Abdurrahim Karslı, bir açıklama yaptı. Bir parti için ‘Dış âlem projesidir’ dedi. Kimin projesi ‘İşte Amerika’nın, İngiltere’nin ve İsrail’in projesidir’ dedi. Bu proje ilk etapta Erbakan’a teklif edildi: ‘Biz sizi iktidara götüreceğiz. Bunun için gerekli finansmanı sağlayacağız. Önünüze çıkan engelleri bertaraf edeceğiz.’ 3 tane şart sundular: Birincisi, İsrail’in güvenliğini artıracaksınız. İkincisi, Ortadoğu projesine destek vereceksiniz. Üçüncüsü, İslam’ın yeniden yorumlanması konusunda bize yardımcı olacaksınız. Bugün Suriye, Libya, Irak, bunlar İsrail’in işine yaradı ve tarihinde ilk defa 47 sene sonra kirli ayaklarıyla Mescid-i Aksa’ya girdi. Tabii ki Erbakan Hoca bunların oyununa gelmedi. Talep Amerika’dan, İngiltere’den ve İsrail’den geliyor. Biz zulmün her çeşidine karşıyız. Hele hele kardeşin kardeşi öldürmesine kati surette karşıyız. Zulmü alkışlayamam, zalimi asla affedemem. Allah hiçbirimizi doğru yoldan, kendi yolundan ayırmasın.”Mustafa Kamalak, konuşmasının sonlarına doğru sorulan bir soru üzerine, IŞİD ile ilgili görüşlerini paylaştı. IŞİD’in, küresel güçler aracılığıyla ortaya çıkarıldığını savundu. Kamalak, “IŞİD’i doğuran sebepler nelerdir, onun eline o silahları veren kimlerdir, perdenin gerisinde kimler var? Sakın bunlar dün Çanakkale’de dedelerimizi şehit edenlerin torunları olmasın. Bu oyunu bozmamız lazım. Küresel empezyalizmin, ırkçı siyonizmin oyunlarına gelmeyelim.” dedi.
ZAMAN :: POLİTİKA