‘Tahriklere karşı en iyi ilaç barıştır, Kürtler ve Türkler birbirine sarılsın’

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, terör saldırıları ve Cizre’deki sıkıyönetim uygulamasından AKP iktidarını ve Saray’ı sorumlu tuttu.

AKP’nin müzakere masasını neden devirdiğini açıklaması gerektiğini söyleyen Demirtaş, “Kürt, Türk birbirinize sarılın. Bütün tahriklere karşı en iyi ilaç barıştır.” ifadelerini kullandı.

Selahattin Demirtaş, Dağlıca saldırısı nedeniyle yurtdışı programını keserek Türkiye’ye döndü. Diyarbakır Havaalanı’nda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplayan Demirtaş, Dağlıca’daki saldırı ve Cizre’de 4 gündür süren sokağa çıkma yasağını değerlendirdi. Ölümlerin tamamının herkesin ortak acısı olduğunu söyledi. İktidar temsilcileri ve Cumhurbaşkanı’nın kullandığı dilin toplumu kutuplaştırdığını belirtti. Türkiye’nin birçok yerinde parti binalarının saldırıya uğrayıp yakıldığını anlattı. Silahların susması gerektiğini söyledi. Demirtaş’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

AKP, MASAYI NEDEN DEVİRDİĞİNİ AÇIKLAMALI: “Neden silahlar konuşuyor, bunu hükümetin anlatması lazım. Niye ölüyor bu insanlar, kimin için ölüyor? Toplum barış istiyor. Barış noktasında iyi bir aşamaya gelmişken, neden müzakere masası devrildi? Bunların hepsi hükümet tarafından açıklanması lazım. Tüm kardeşlerime sesleniyorum, ne yaparsa yapsınlar, kardeşliğinizi bozmayın. Kürt, Türk birbirinize sarılın. Bütün tahriklere karşı en iyi ilaç barıştır.”

SENİN KOLTUĞUN İÇİN İNSANLAR ÖLMEK ZORUNDA MI?: “Hükümet iktidar olabilmek için askeri, gençleri ölüm tarlalarına sürüyor. Bu rezil politikalar Türkiye’de artık tutmuyor. İnsanlar senin koltuğun için ölmek zorunda mı? ‘Evlatlarımızı feda edeceğiz’ diyorsunuz, her birinizin evladı ya bedelli yapmış ya da çürük almış.”

TANER YILDIZ, DAĞLICA’DA BİR GECE NÖBET TUTSUN!: “Ben daha önce de çağrı yaptım, eski enerji bakanı şehit olmak istiyordu, buyursun Dağlıca’da bir gece nöbet tutsun. Ankara’da işkembeden sallamak kolay tabii. Yoksul halk çocuklarını cepheye sürecekler, evlatları lüks içerisinde, böyle bir şey olabilir mi?”

SÜREKLİ ÇAĞRI YAPIYORUZ; SİLAHLAR SUSMALI: “Biz seçime gidilmesinden korkmuyoruz. Tek bir insanımızın burnu kanamasın, halk kime oy verirse bizim başımızın tacıdır. İster sana 400 milletvekili verir, ister elinin tersiyle sana bir Osmanlı tokadı atar, aklın başına gelir. Ama sürekli halkı tehdit ederek, ‘Bana oy vermezseniz, 400 milletvekili vermezseniz bunlar olur’ diyerek, ‘Her gün Türkiye’nin dört bir yanına cenazeleri göndererek bu seçimi kazanırız’ diyorsanız yanılırsınız. Bunun için de sürekli çağrı yapıyoruz; ‘silahlar sussun diyoruz. Hükümet operasyonları, PKK eylemlerini durdursun.”

SANDIKTA HESAPLAŞACAĞIZ: “Gençlerimizin canını kurtarmaya çalışıyoruz. Batsın koltuk ve iktidarınız diyoruz. Lanet olsun böyle bir iktidar anlayışına! Biz sadece ölümler dursun istiyoruz. Sonrası halk kendisi karar verir. Madem çok güveniyorsunuz milli iradeye, sandıkta hesaplaşalım diyorsanız 1 Kasım’da bir kez daha hesaplaşalım.”

SEÇİM YAPILACAK AMA SİZİN İSTEDİĞİNİZ ŞARTLARDA!: “Bugün Cizre’de nasıl seçim yapılacak merak ediyorum. 4 gündür insanlar sokağa çıktıkları için öldürülüyorlar. 12 yaşındaki kız çocuğu 2 gündür kendi evinde defnedilmeyi bekliyor. Biz gidip Cizre’de seçim mi yapabileceğiz? İnsanların aklıyla alay etmesinler. Evet seçim yapılacak ama sizin istediğiniz koşullarda değil.”

ZAMAN-POLİTİKA

Gereksiz tüketilen ağrı kesici ve antibiyotikler, ilaç israfını artırdı

Son yıllarda giyim ve yemek konusunda yaşanan israf, sağlık sektöründe de ürkütücü boyutlara ulaştı. Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında, düşük fiyatlı ilaç politikasını devreye sokan Sağlık Bakanlığı, vatandaşın bilinçsiz ilaç kullanımını önleyecek politikalar geliştiremedi.

Türkiye’de ilaç tüketiminin son yıllarda önemli ölçüde artış göstermesiyle israf da günden güne arttı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre, 2008 yılında 10,7 milyar TL olan ilaç harcamaları 2014 yılı itibarıyla 15 milyar TL’nin üzerine çıktı. Benzer şekilde tedavi harcamaları da aynı dönemde 13,9 milyar TL’den 29,2 milyar TL’ye yükseldi.

Türkiye Akılcı İlaç Kullanımı Platformu Başkanı Prof. Dr. Cankut Tulunay’ın verdiği rakamlara göre sadece yıllık ilaç israfı 2 milyar dolar seviyesine çıktı. Toplam sağlık harcamalarındaki israf ise 10 milyar doların üzerine tırmandı. Konu hakkında bilgi veren Prof. Tulunay, yaptıkları bir araştırmaya göre vatandaşın evinde bulundurduğu ilaçların yüzde 15’inin paketi dahi açılmamış durumda olduğunu tespit ettiklerini belirtti. Evlerde biriken ve gereksiz yere tüketilen ilaçların başında mide ilaçlarının daha sonra ise ağrı kesici ve antibiyotiklerin geldiğini ifade eden Tulunay, SGK ve Sağlık Bakanlığı’nın çalışmalarının yetersiz kaldığını öne sürdü. İlaç israfına neden olan etmenler hakkında bilgi veren Prof. Tulunay, “İlaç sanayii, karşısındaki sağlık otoritesinin zaaflarını çok iyi bilir, öğrenir ve ondan faydalanır. ‘İlaç olmayan ilaçları’ mucize ilaç diye piyasaya sunar. İlaç olmayan ilaçların dünyadaki en büyük müşterisi Türkiye’dir. İlaç olmayan ilaçlar derken hiçbir derde deva olmayan ilaçları kastediyorum.” dedi. Tulunay, “Geriye kalan sağlık harcamalarına baktığımızda ise gereksiz tetkikler, ameliyatlar ve MR gibi durumlar nedeniyle ortaya çıkan toplam israf 10 milyar doların üzerinde.” ifadelerini kullandı.

HASTA DOKTORA ‘İLAÇ YAZ’ BASKISI YAPIYOR

Prof. Cankut Tulunay, son dönemde uygulanan yanlış politikalar neticesinde Türkiye’de tıp eğitiminin dibe vurduğunu belirterek, “Dolayısıyla ileriki yıllarda ilaç israfı daha da artacaktır. Çünkü birçok hekimin yeterli bilgisi yok. Ne yazık ki tıp fakültesini bitiren öğrencilerin arasında Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda (TUS) çok çok düşük puanlar alanlar var. Bunların bir kısmı aile hekimiliği yapıyor. Küçük ama önemli bir ölçüttür. Reçeteye iki-üç romatizma ilacını birden yazan hekimler var. Doktorların eğitim eksikliği ve ilaç bilgilerinin yetersiz oluşu önemli bir sorundur.” dedi. Hastanın doktora baskısının da ilaç israfının nedenlerinden birisi olduğuna dikkat çekerek “Hasta geliyor doktora ilacı dikte ettiriyor. Bunu yazan doktor, doktor değildir. Ayrıca reçetesiz ilaç satışı ve eczacıların bilgi eksikliği de başka bir nedendir.” diye konuştu.

ZAMAN-AİLE-SAĞLIK