AKP iktidarı, İsrail konusunda ikiyüzlü bir politika izliyor

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, ABD’deki İsrail lobisine 65 milyon dolar ödediği ortaya çıkan AKP’nin ikiyüzlü bir politika yürüttüğünü belirtti. Yeniçeri, “AKP iktidarı İsrail ile masa üstünde tepişmekte, masanın altında ise öpüşmektedir.” ifadelerini kullandı.Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Yeniçeri’nin gündeminde Aykut Erdoğdu’nun ortaya çıkardığı belgeler vardı. Yeniçeri, belgelere göre AKP’nin, İsrail yanlısı görünmek için ABD’deki lobilere 65 milyon dolar aktardığını anlattı. Türkiye ile İsrail arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilere bakıldığında AKP’nin İsrail politikalarının anlaşılabileceğini ifade eden Yeniçeri, “Bu ilişkilerin içerisinde Cumhurbaşkanı (Erdoğan) zatın oğlu da vardır. Onun gemicikleriyle bazı şeylerin İsrail’deki Aşdod Limanına taşındığı bilinmektedir. Dolayısıyla AKP bugün doğrudan doğruya adeta uyguladığı politikalar, bir yön itibarıyla İsrail ile birlikte yürütmektedir ve beraber götürmektedir.” dedi. İktidarın el altından İsrail ile ilişkilerini yoğun bir şekilde sürdürdüğünü söyleyen Yeniçeri, yürütülen politikayı ‘gürültü et, arkasını düşünme’ şeklinde tanımladı. Yeniçeri, “Asıl olan vatandaşın aklını çelmek, vatandaşa yönelik politika yapmaktır. Bugün AKP iktidarı Türk halkının isteklerini tahrik ederek kışkırtarak kendi etrafında toplamak için politika yürütmektedir. İsrail politikası beni çok yanıltmıyor. İsrail ile el altından bütün ilişkilerini sürdürüyorlar.” şeklinde konuştu.
ZAMAN :: POLİTİKA

‘Şehrimizde yılda 100 bin kişi tiyatro izliyor’

Eskişehir Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Emre Basalak, Türkiye’deki en genç sanat yönetmenlerinden. 38 yaşındaki yönetmen, altı ay önce göreve geldi ve kısa sürede, biletleri 40 gün öncesinden biten oyunlar çıkarmayı başardı. Bunda tabii ki, Eskişehir’in kültür sanat şehri olarak tanınmasının etkisi büyük.Eskişehir Şehir Tiyatroları ne zaman kuruldu? 2001’de Yılmaz Büyükerşen’in öncülüğünde kuruldu. 14 yılda gün geçtikçe büyüdü. Şehrin uzak mahalleri ve merkezinde toplam 6 sahnemiz var. Yaklaşık 100 çalışanıyla ülkemizin en büyük bölge tiyatrosu olduğumuzu söyleyebilirim. Sanatçı kadromuz 43 kişiden oluşuyor. Her sene yeni 7 civarında oyun çıkarıyoruz. Eski oyunlarımızı kolay kolay kaldırmayız. Biz repertuar tiyatrosuyuz. Çok genç bir sanat yönetmenisiniz. Neler yapmayı düşünüyorsunuz? Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro bölümünden mezun oldum. 1977 doğumluyum. 13 yıldır Eskişehir’de yaşıyorum. 1 Haziran’da göreve geldim. Ama biz de görev değişikliği öyle büyük olaylar şeklinde olmaz. Bayrak teslimidir. 13 senedir hep hayal ettiğimiz bir şey vardı. Bir gençlik sahnesi kurmak. Bunu kurduk. 18-25 yaş arasındaki gençlere kurs verilecek ve bir ya da iki oyun çalışılacak. Bu beni çok heyecanlandırıyor ve umutlandırıyor. Yeni sezonda hangi oyunlar izleyiciyi bekliyor? Lüküs Hayat, Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü ve çocuk oyunu Şimdi Okullu Olduk’u sahnelemeye başladık. Gölge Ustası adlı sıcak bir aile oyunu var sırada. Arkasından da Eugene Ionesco’nun ünlü oyunu Gergedanlar’ını sahneleyeceğiz. Melih Cevdet Anday’ın doğumunun 100. yılı nedeniyle bir oyun düşündük ama tam karar veremedik. Şimdi bütçe dolayısıyla fazla oyun çıkaramama ihtimali oluştu. Belediye meclisi, 2015 yılında kültür sanata ayrılan bütçeden 10 Bin TL’yi Fen İşleri’ne ayırmış. Belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen buna neden izin verdi ki? Bütçelere meclis üyeleri karar veriyor. Meclis üye çoğunluğu da CHP’de değil, AK Parti’de. Yoksa Yılmaz Hoca, kendini tiyatroya siper etmiş durumda. Yılmaz hocaya rağmen bunlar oluyor. Biliyorsunuz 2013’te Eskişehir Türk dünyası kültür başkenti seçildi. Neden seçildi? Şehrimizdeki kültür dinamizminden dolayı. Bunun ötesinde Eskişehir, Türkiye’de kültür ve sanat şehri olarak tanınıyor. Şehirde kültür sanatın bu kadar hareketli olmasını neye bağlıyorsunuz? Şehrin bu kimliğinin oluşmasında sanatçı bir belediye başkanının olmasının etkisi tabii ki büyük. Heykeltıraş kendisi biliyorsunuz. Ayrıca Yılmaz Büyükerşen ve arkadaşları, 1960’lı yıllarda kanlarını satarak tiyatro yapmışlar. Haller sahnesindeki fuayede eski afişler vardı, dikkatinizi çekmiştir. 1960’lı yıllardan kalma. İşte onlar Yılmaz hocanın oynadığı, yönettiği oyunların afişleri. Ayrıca Eskişehir’de sosyal ve kültürel hayatı dinamik tutan iki kurum var. Biri Eskişehir Şehir Tiyatroları, diğeri de Eskişehir Senfoni Orkestrası. Merkezde 680 bin kişi yaşıyor. Yılda 100 bin seyirci oyun izlemeye geliyor. Sadece Şehir Tiyatroları’na gelen izleyici sayısı bu. Demek ki şehrimizde 7 kişiden biri tiyatro izliyor. Bu ciddi bir rakam. Diğer şehirlerde durum nasıl acaba? Bildiğim kadarıyla Eskişehir bu konuda birinci sırada. İstanbul’daki bu rakam, 100-150 kişide 1 kişi şeklinde. Biz de bu sene yola çıkarken, bu iki kurum bir araya gelse ne üretebilir, her kesimden insanın izleyebileceği ne yapabiliriz diye düşündük ve Lüküs Hayat’ta karar kıldık. Lüküs Hayat’ı Haldun Dormen yönetiyor, tiyatromuzun 35 oyuncusu rol alıyor. 35 kişilik Senfoni Orkestrası çalıyor. Her ayın, son cuma, cumartesi ve pazar günü oynuyoruz Lüküs Hayat’ı ve 1200 kişilik Eskişehir Kongre Merkezi tamamen doluyor. Biletler 40 gün öncesinden bitiyor. Geçen ayın biletleri satışa çıkar çıkmaz 4 saatte bitti mesela. Lüküs Hayat’ın sevilmesi, marka olması da bunda etkilidir… Tabii etkilidir ama diğer oyunlarımızda da aşağı yukarı aynı ivme var. Biri dört saatte bitiyorsa, diğeri 10 saatte tükeniyor. Ve seyircimiz oyunun gününe ve saatine sadıktır. Ertelemez, vazgeçmez mutlaka o gün oyuna gelir. Eskişehir’de artık böyle bir kültür oluştu. Kentin yerlisi de, Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrenciler de müthiş ilgi gösteriyor oyunlara. Lüküs Hayat’la birlikte ilginç bir seyirci kitlemiz de oluştu. Bursa, Antalya ve Ankara’dan otobüslerle Eskişehir’e seyirci geliyor. Ne kadar bilet fiyatları? Öğrenci 3, tam bilet 5 TL. Şimdi bütçe kısıtlamasından dolayı 5 ve 7,5 TL olacak. Eskişehir’de dört kişilik bir aile, Lüküs Hayat gibi bir prodüksiyonu Eskişehir’de 20 TL’ye izleyebiliyordu. Bütçemizin yüzde 40 oranında azaltılması büyük prodüksiyonların yapılmasını engelleyebilir. Lüküs Hayat, Eskişehir’de her ayın, son cuma, cumartesi ve pazar günü oynanıyor ve 1200 kişilik Eskişehir Kongre Merkezi tamamen doluyor. Biletler 40 gün öncesinden bitiyor. Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü, Avrupa’da bu kadar sahnelenmiyor Eskişehir Şehir Tiyatroları, yeni sezona ülkemizde en çok oynanan iki oyunla başladı. Haldun Dormen’in yönettiği Lüküs Hayat ve Yunus Emre Bozdoğan’ın yönettiği Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü. İki oyunu da İstanbul’dan bir grup gazeteci ve eleştirmenle birlikte geçtiğimiz hafta sonu Eskişehir’de izledik. Lüküs Hayat, malum klasik. Fakat günümüz Bulgar yazarı Stefan Tsanev’in yazdığı, tanrı, insan ve iktidar ilişkisini anlatan Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü’nün ülkemizde bu kadar sevilmesine Tsanev’in kendisi bile şaşkınmış. Çünkü oyun Bulgaristan’da sadece bir kez oynanmış, Fransa’da (Jeanne d’Arc bir Fransız azizesi) 2-3 kez. Ülkemizde ise pek çok özel ve devlet tiyatrosu sahneledi. Oyunun çevirmeni ve Ankara Üniversitesi Bulgar Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Mevsim, oyun ve yazarla ilgili sorularımızı cevapladı: Stefan Tsanev, bu oyunu ne zaman yazdı? Stefan Tsanev Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü adlı oyununu, Doğu Avrupa’da büyük toplumsal sarsıntı ve değişimlerin yaşandığı 1989-90 yıllarında kaleme aldı. Oyunu ilk kez Türkçeye ben 2005 yılında çevirdim. Şu ana kadar ikinci bir Türkçe çevirisi yapılmadı. Aynı yazarın Sokrates’in Son Gecesi ve Bütün Çılgınlar Sever Beni piyeslerini de Türk tiyatro camiası yakından bilir ve sever. Oyunun çevirisini iki hafta gibi kısa bir sürede tamamladığımı hatırlıyorum. Siz ülkemizde sahnelenen bütün oyunları izlediniz mi? Jeanne d’ArcÖteki Ölümü Tsanev’in Türk sahnelerinde en çok oynanan oyunu. İlk önce Oyun Atölyesi’nde oynadı, daha sonra İzmir Devlet Tiyatrosu’nda birkaç sezon başarıyla sahnelendi, geçen yıl Ankara Halk Tiyatrosu’nda seyirciyle buluştu, bu arada birkaç küçük çaplı tiyatroda da oynandıktan sonra şimdi Eskişehir’de sahneleniyor. Neredeyse hepsini izleme imkânı buldum. Her yönetmenin oyuna ve her oyuncunun rolüne yeni ve değişik bir şey katarak zenginleştirdiğini görüyorum. Stefan Tsanev’in başarısı, geçmişten aldığı kişi ve olayları bugünü okumak ve yorumlamak için kullanmasında yatar. Mesajlarını tabii ki Esopos dili ve şaşırtıcı metaforlarla iletir. Yazar Türkiye’yi ne kadar tanıyor. Ülkemize hiç geldi mi? Türkiye’yi yakından izlediğini ve iyi tanıdığını söyleyebiliriz. Ülkemize birkaç defa geldi. İzmir Devlet Tiyatrosu’ndaki Sokrates’in Son Gecesi’nin ilk gösterimine geldi. Son olarak ocak ayında, büyük bir sinema ve tiyatro oyuncusu olan eşi Doroteya Tonçeva ve Finlandiya’da ve Fransa’da yaşayan kızlarıyla İstanbul’a, Moda Sahnesi’nde oynayan (ve halen devam eden) Bütün Çılgınlar Sever Beni adlı oyununu izlemek için geldi. Oyundan sonra kendisi seyircilerle soru-cevap şeklinde çok ilginç bir sohbet gerçekleştirdi.Şu anda ne yapıyor? Hayatı boyunca hep tiyatronun içinde yer alan yazar son olarak Sofya Tiyatrosu’nun dramaturgluğunu yaptı. Şu anda emekli; yılın yarısını Karadeniz kıyısındaki Balçık kasabasında, öteki yarısını da Sofya’da geçiriyor. Yeni oyunlar yazmaya devam ediyor, ayrıca kendisi çok büyük bir şairdir. 1960’lı yıllarda Bulgar şiirine büyük yenilikler kattı ve birçok kişi için halen şairliği oyun yazarlığının önünde gelir. Son on yıldır da şiirsel bir dille, dört ciltlik bir Bulgar tarihi yazdı. Tabii, her defasında tarihçi olmadığının altını çiziyor, ama ezelden beri tarihçilerin tarihi ne denli kuru ve sıkıcı yazdığını görünce, okunabilir ve akılda kalır bir Bulgar tarihi yazmaya karar verdiğini söylüyor. Eserin ulaştığı baskı sayısını ve tirajı gördükten sonra, Tsanev’in başarısını kabul etmemek imkânsız. Stefan Tsanev, oyununun Türkiye’de bu kadar oynanması konusunda ne düşünüyor? Stefan Tsanev, başka ülke sahnelerinde pek de fazla ilgi görmeyen oyununun Türkiye’de bu denli yaygın olmasını, metinde işlediği konunun Türkiye için güncel olmasıyla açıklıyor. Türkiye’de de çok iyi tanınan günümüz Bulgar oyun yazarı Hristo Boyçev, Avrupa’da oyun yazarlığının kısır döngüye girdiğini ve hep bilindik konular etrafında döndüğünü, aynı şeyleri tekrarladığını söylüyor. Bu bağlamda, Balkan ve genel olarak eski Doğu Bloku ülkelerinden yazarların, özgün konu bulma ve çarpıcı çözümler sunma konusunda adeta birer maden ocağı oldukları görülür.
ZAMAN :: KÜLTÜR

Sınırdaki köylüler IŞİD-PYD çatışmasını izliyor

IŞİD militanları, Kobani’ye 6 kilometre mesafedeki Suruç’un Karaca Köyü’nün hemen karşısındaki Siftek Köyü’nü üs olarak kullanıyor. BBC Türkçe’den Rengin Arslan, köylülerin iki taraf arasındaki çatışmaları izlediği bölgeden son gelişmeleri anlatıyor.
BBCTurkce.com | Ana Sayfa – Haberler

BAŞA DÖN