Şam’dan ABD’ye IŞİD mektubu

11robertfisk

Independent gazetesinden Robert Fisk, Suriye’nin ABD’ye bir mektup göndererek, IŞİD’e karşı işbirliği teklif ettiğini iddia etti. “Esad’ın Amerika’ya mektubu” başlıklı yazısında Fisk, “Suriye Washington’a yazdığı resmi bir mektupta, yeminli düşmanını IŞİD’e karşı savaşta işbirliği yapmaya çağırdı” dedi. Fisk, mektubun Obama’yı diplomatik bir sorunla karşı karşıya bıraktığını ifade etti. “Herhangi bir işbirliğinin maliyeti büyük olabilir” değerlendirmesinde bulunan Fisk’e göre Obama bu teklifi reddetmek zorunda, ancak bunu “biraz da olsa utanç hissetmeden yapamayacak.”
‘ILIMLI’ MUHALEFETİN IŞİD’DEN FARKI YOK’
Independent yazarına göre, Suriye Parlamentosu sözcüsü Muhammed Cihad el Laham tarafından ABD’nin Temsilciler Meclisi’ne hitaben yazılan mektupta Kongre ve Senato üyeleri, IŞİD, El Nusra Cephesi ve başka gruplar tarafından düzenlenecek olan “Olası bir kirli bombalı saldırıdan Amerikalıları ve Suriyelileri kurtarmak için” işbirliğine çağırdı.
Mektupta, ABD’nin IŞİD’e karşı savaşta yardım etmeyi ve eğitmeyi düşündüğü “ılımlı” muhalefet gruplarının ise IŞİD’i destekleyen gruplardan farkı olmadığı belirtildi. Mektupta, “ılımlı muhalefet” diye anılan grupların “Bir masumu, başı kesilen Amerikalı gazeteciyi IŞİD’e sattığı” ifade edildi.

Gündem

Şevval Sam’dan Peri Masalı şarkısı!

  Başarılı yorumcu Umut Kaya tarafından seslendirilen şarkıyı bir zamanlar Leman Sam yorumlamıştı. Bu günden itibaren müzik kanallarından yayınlanmaya başlayan Gül Güzeli ‘nin video klibi, filmin yönetmeni  Biray Dalkıran’ın yönetmenliğinde Balad ‘da çekildi.  Klibin yayınlandığı gün …
Milliyet-Rss(KÜLTÜR SANAT)

Şam’dan Dönen Yanlış Hesap

Yanlış hesap Bağdat’tan döner diye bir sözümüz vardı. Bağdat bir vakitler İslam aleminin halifesinin bulunduğu bir şehirdi. Her türlü yanlışlıklar Bağdat’ta halife tarafından düzeltilirdi, müminler buna inanırlardı. Bir gün geldi bu söz darbımesel oldu.

Hafız Esad ve oğlu Beşşar Esad’ın başında bulunduğu Baas rejimi diktatörlüğü 1963 yılından beri iktidarlarını sürdürmektedirler. Bağdat’ta Saddam’ın Baas’ı ile Şam’da Hafız Esad ve Beşşar Esad’ın Baas’ı Arap ırkçılığının en koyu en karanlık milliyetçiliğini temsil ederler. Bağdat’ta Saddam, Şam’da Esad, Mısır’da Mübarek iktidarı, Libya’da Kaddafi iktidarları ve diğerleri Ortadoğu’n en zalim, acımasız yönetimleriydi. Yıllarca halklarını baskı altında tutan bu iktidarlardan Tunus, Mısır, Yemen, Libya halkı diktatörlüklerinden kurtulmayı bildi. Hoş yerlerine gelenler umut vermemekle birlikte, halk zorba bir iktidarı nasıl devirebileceğini öğrenmiş oldu. Bu bile bir kâr sayılır.

Ortadoğu’n bu acımasız iktidarlarına batı emperyalist devletleri ve Rusya başta olmak üzere bütün batı dünyası büyük destek verdi. Ve batı halen benzer diktaları desteklemeye devam ediyor. İşte Suudi, Ürdün, Katar, Kuveyt, Fas ve diğerleri.

Dikta rejimlerinin bu acımasızlıkları, üzerinde yaşadıkları zeminde kin, nefret,  öfke ve intikam duygularının yeşermesine yol açtı. Nitekim; bölgede radikal silahlı İslamcı güçler pıtrak gibi yeşermeye başladı. Silahı ve şiddeti esas alan bu güçler, zaman içinde yaşadıkları baskı rejiminin baş sorumlularının batının emperyalist devletleri olduğunu keşfettiler. Zulüm altında kalmanın sebebinin batının o doyum bilmez kâr hırsıları olduğunu öğrendiler. Esas aldıkları şiddet unsurunu batının finans kulelerine çevirdiler. Ortadoğu’n şiddeti karşısında telaşa düşen batı, başta ABD ve AB, bu yeni tehlike karşısında çözüm arayışlarına girdiler.

Batı; 2000 yıllarından sonra geliştirdikleri Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adı altındaki yeni stratejileriyle örgütlenmeye başladılar. Bu stratejiye göre şiddet örgütleri, Ortadoğu’nun despot yönetimlerinin baskı rejimlerinden kaynaklanmaktaydı, bu sebeple despot iktidarlar belli bir rehabilitasyona tabi tutulmalıydı. Bunun için en uygun ilaç ilk olarak bu yönetimlerin liberalleştirilmeleriydi. Liberal reform paketleri tavsiye edildi. Liberal programla ıslah olmayan iktidarlar ekonomik, sosyal, diplomatik, ticari ablukalarla ıslah olmaya zorlanmalıydılar. Bu tedbirle ıslah olmayanlar da iç muhalefet desteklenerek protesto gösterileriyle iktidarların zayıflatılması, reform düzenlemelerine mecbur bırakılmaları hedeflendi. Bu tedbirin işe yaramaması durumunda doğrudan müdahale ile iktidarların devrilmesi hedeflenmekteydi. Muammer Kaddafi’nin devrilmesi böyle oldu. Mısır’da muhalefet ayaklandı. Tahrir meydanına bir milyon insan toplanarak özgürlük istedi. Tunus diktatörü Zeynel Bin Abidin Ali bir höt demeyle bohçasını alıp 42 yıllık iktidarını bırakıp kaçmıştı.

Dikta ile yönetilen ülkelerden biri de Suriye’dir. Ancak; muhalefetin protestolarına karşı en fazla direnen ülke de Suriye oldu. Suriye Ortadoğu’nu farklı özellikleri olan bir ülkesidir. Suriye demografik, kültürel ve inanç özellikleri bakımından diğer Arap ülkelerine benzemez. İnançların önemsendiği Arap dünyasında, Suriye’nin % 60 İslam’ın sunini benimserken, geri kalan Hıristiyan, Nusayri, Dürzi ve başka inanç gruplarından oluşmaktadır. Suriye halkının % 80’i Arap iken, geri kalanların Kürt, Süryani, Türkmen, Dürzi halklarından oluştuğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda Arapların bir kısmı da Hıristiyan inancına sahiptir. 1963 yılından beri iktidarı Irkçı, milliyetçi Nusayri ağılıklı Baas partisinin başında bulunduğu Esat hanedanı ülkeye hakimdir. Başta ABD ve diğer batı ülkeleri Esat’ın ipini çekmişti.

Batının Arap dünyasına biçtiği bu rol, Ak Parti hükümetinin Ortadoğu’ya ilişkin geliştirmek istediği derinlikli politikalarına hizmet etmekteydi. Batı, Ak Partinin bölgeye yönelik beslediği politikalarının, kendilerinin Ortadoğu’ya yönelik politikalarına partnerlik yapacağının hesabını yaptılar. Nitekim; Türkiye, Suriye’deki olaylara balıklama daldı. Gün geçtikçe bir iç savaşa dönüşen savaşın tarafı durumuna geldi. Suriye muhalefetinin başını çektiği İhvan ve diğer silahlı güçleri korudu, lojistik destek verdi. Gün geçtikçe Suriye’deki olaylara dünyanın birçok yerinden radikal tedhiş hareketleri de dahil olmaya başladı.

Suriye; Suriye üzerinde hesabı olan egemen güçlerin cirit attığı bir alan haline geldi. Ülke harabeye döndü. Yüz bini bulan insan kaybı, milyonları bulan mülteciler komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Suriye’de kârlı çıkmak için kirli oyunlar oynanmaya devam ediyor.

Reyhanlı katliamı bu kirli oyunların bir parçasıdır. Reyhanlı olayı, Suriye savaşının bu son derece karmaşık, kirli şartlarında meydana gelen vahim bir olaydır. Türkiye’nin Suriye politikasını “dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” sözü ile anlatılabilinir.

Adıyaman’da BUGÜN Gazetesi

Suriye krizinde Şam’dan yeni hamle

Suriye’de krizin çözümü için muhalefet Esad yönetimi ile görüşür mü? Bir süredir gündemde olan bu konu ile ilgili Şam yönetiminden yeni bir açıklama geldi. Dışişleri Bakanı Yardımcısı Faysal El Miktat muhalefeti önkoşulsuz olarak masaya oturmaya çağırdı. Önümüzdeki günlerde Suriye Dışişleri Bakanı’nını ağırlayacak olan Rusya ise muhalefeti de Moskova’da görmek istiyor.
CNN Türk

Şam’dan İbrahimi’ye sert tepki -(TAMAMI)

Suriye yönetimi, geçiş sürecinde Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın rol alamayacağını belirten BM Suriye Özel Temsilcisi Ahdar İbrahimi’ye tepki gösterdi.

SANA haber ajansının bildirdiğine göre Suriye Dışişleri Bakanlığı bir bildiri yayımlayarak son açıklamasında Esad’ın geçiş sürecinde rol alamayacağını ifade eden BM Suriye Özel Temsilcisi Ahdar İbrahimi’ye tepki gösterdi. İbrahimi’nin açıklamasını şaşkınlıkla karşılandığını belirten Dışişleri Bakanlığı, İbrahimi’yi Suriye yönetimine ve halkına karşı komplo kuranların tarafını tutmakla ve Esad’ın ilan ettiği siyasi çözüm programına objektif bir şekilde yaklaşmamakla suçladı.

Hiç kimsenin Suriye halkı adına konuşma hakkına sahip olmadığının belirtildiği açıklamada, Suriye’nin geleceği, siyasi yapısı ve seçeceği liderliği üzerine sadece Suriye halkının söz söyleyebileceği ifade edildi ve “Suriye halkı, dış müdahaleyi ve kendisine dikte edilmesini kabul etmeyecektir” denildi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı “Bir nüshasını da Şam’daki ofisine bıraktığımız İbrahimi’den siyasi programı iyi bir şekilde okumasını ve sonrasında değerlendirmede bulunmasını beklerdik. Çünkü ülkenin içinde bulunduğu kriz için tek siyasi çıkış yolu, toplumun tüm kesimleri arasında diyalogu ve uzlaşıyla belirlenecek ulusal misakı referanduma sunmayı öngören bu siyasi programdır” dedi.

Uluslararası toplumun, Suriye’deki silahlı gruplara silah ve finans desteğinde bulunulmasını engelleyememesinden ötürü Suriye’de şiddet eylemlerinin devam ettiğini belirten Dışişleri Bakanlığı, açıklamasına şöyle devam etti:

“Buna rağmen Suriye, İbrahimi’nin görevinin başarıyla sonuçlanmasını temenni etmektedir. Suriye, İbrahimi’nin başarılı olması ve 30 Haziran’da ilan edilen Cenevre Bildirisi’nin hayata geçirilebilmesi için işbirliğini sürdürecektir” dedi.

İbrahimi Reuters ajansına verdiği tepkiye neden olan demecinde “Cenevre Bildirisi, Suriye krizinin çözümü için temeldir. Biz, siyasi çözümden söz ediyoruz. Askeri çözüm Suriye için geçerli değil. Esad, kesinlikle geçiş hükümetinin bir üyesi olmayacak. Çözüm için 2014 yılını bekleyemeyiz. 2013 yılında çözüme ulaşmış olmalıyız” demişti.

Dünya

BAŞA DÖN