‘Başbakan, başkanları nefret suçuna çağırıyor’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlarını nefret suçuna davet ettiğini söyledi.Ağbaba, “Kendinden olmayandan öldüresiye nefret eden Erdoğan, belediye başkanlarına cadı avı başlatmalarını emretti. Yerelde demokrasiyi temsil eden belediyelerin başkanlarına ‘sizlere oy vermeyenlerin belediye başkanı olmayın’ diyor. Böyle bir belediyecilik anlayışı asla kabul edilemez.” dedi. Ağbaba, yaptığı yazılı açıklamada, Erdoğan’ın dünkü konuşmasında belediye başkanlarına adeta ‘diktatörlük dersi’ verdiğini vurguladı. Ağustosta cumhurbaşkanlığı hayalleri kuran Erdoğan’ın, nasıl bir kafaya, nasıl bir vizyona sahip olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirten Ağbaba, şunları söyledi: “Erdoğan diyor ki ‘bunlara verilmiş ne kadar yer, bina varsa bunların hepsinin tek tek geri alınmasını istiyorum’. Bununla nasıl ayrımcı bir kafaya sahip olduğunu bir kez daha gösteriyor. ‘Ne istedilerse verdik’ diyen yürütmenin başındaki şahıs, AKP’li belediye başkanlarını kendi nefret suçuna ortak olmaya davet ediyor; onlara cadı avı başlatma talimatı veriyor. Böyle bir kafaya sahip bir zat, nasıl cumhurbaşkanı olabilir? Tarafsız ve herkese eşit mesafede olması gerektiği halde bu şekilde konuşan kişi cumhurbaşkanlığı makamına nasıl oturur; nasıl olur da tüm Türkiye’yi temsil edebilir? Erdoğan’ın bu sözlerinden sonra AKP’nin kazandığı illerde, AKP’ye oy vermeyen yurttaşlarımızın vay haline diyorum. Erdoğan bu kafayla, belediyeleri adeta faşizan uygulamalar yapmaya davet etmektedir. Bu dışlayıcı ve nefret dolu dilin sahibi, cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacak son kişidir.”
ZAMAN :: POLİTİKA

CHP, Erdoğan’a ‘kin ve nefret suçu’na tahrikten dava açacak

Anamuhalefet, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Çok önemli bir yakınımın gelinini, Başbakanlık ofisimin yanında, yerlerde süründürdüler, kendisini çocuğunu taciz ettiler.” iddiasının, ortaya çıkan MOBESE görüntüleriyle çürütüldüğünü düşünüyor.CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin tepkisini Twitter hesabından “Kabataş yalanından utandıysan eğer biraz da gerçeklerden bahsedelim mi Erdoğan?” tepkisini gösterirken Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ve İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı. Umut Oran, konuya ilişkin açıklamasında ortaya çıkan görüntülerin açık bir şekilde 1 Haziran’da Kabataş İskelesi önünde herhangi bir saldırı olmadığını, başörtülü başka vatandaşların rahatça o bölgede hayata devam ettiğini, orada bulunan güvenlik görevlilerinin hiçbir olağanüstü durumla karşılaşmadan görevlerini yaptıklarını gösterdiğini vurguladı. Buna karşılık Erdoğan’ın o dönemde düzenlediği birçok mitingde “Benim başörtülü bacılarıma bebeklerinin yanında saldırdılar.” dediğini belirten Oran, parti olarak “eğer bu iddialar gerçekse saldırıyı gerçekleştirenler hemen ceza almalı” inancıyla konuya müdahil olduklarını bildirdi. Bu amaçla, İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği’ne Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde başvuruda bulunarak, bir kamera kaydı olup olmadığını, olayla ilgili tanıkların bulunup bulunmadığını, bu kişilerin ifadelerinin alınıp alınmadığını sorduğunu aktardı. 30 Temmuz 2013’te kendisine gelen 5 satırlık cevapta “olayla ilgili olarak emniyet müdürlüğüne hiçbir başvuru yapılmadığı” bilgisinin yer aldığını kaydetti. Oran, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başbakan açıkça kendi halkına karşı yalan söyledi, kışkırtıcılık yapmaya çalıştı. Başbakan ‘başmitoman’ (yalan söyleme hastalığı) gibi kendi söylediği yalana kendisi inandı. Kendisi hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik ile iftira suçlarından suç duyurusunda bulunacağım.” dedi. Ankara Milletvekili Aylın Nazlıaka da, “Bunun tek adı var, devlet provokasyonudur. Bu olaya sahip çıkan her kim varsa Başbakan, bakanlar, medyanın çeşitli unsurları her kim varsa herkes bu suçun birer ortağıdır. Bu konuda bir suç duyurusunda bulunacağız.” şeklinde konuştu. İzmir Milletvekili Oğuz Oyan ise konuyla ilgili iddialarda bulunan Başbakan Erdoğan’ın yanı sıra Yeni Şafak Gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi ile Star Gazetesi yazarı Elif Çakır hakkında suç duyurusunda bulunacağını bildirdi. CHP Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi ise Erdoğan’ın bu iddia ile muhafazakar kitleyi Gezi protestosuna katılan kitlenin karşısına dikmek istediğini savundu. Hamzaçebi, “Kabataş İskelesi’nde çocuğu olan bir kadına kalabalığın saldırdığı ve idrarını yaptığı iddiası çökmüştür. Bunun yalan olduğu çok açıktı. Caminin kirletildiği, içki içildiği iddiası gibi bu da boşa çıkmıştır. Aslında camiye sığınan oradaki gençler değil, Başbakan’ın kendisiydi. Camiden medet umdu, bu olmadı. Kabataş İskelesi’ndeki başı kapalı kadından medet umdu, bu da olmadı. Başbakan’ın toplumu klasik kutuplaştırma siyasetidir bu. Tutmamıştır, tutmayacaktır. Rüşvet ve yolsuzluk batağında kendisi çırpınıp batacaktır.” şeklinde konuştu.Utanman varsa, özür dileCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gezi eylemleri sırasında Kabataş’ta tacize uğradığı iddia edilen kadının görüntülerinin yayınlanmasının ardından Başbakan Erdoğan’ı milletten özür dilemeye çağırdı. Konuyu yazılı bir açıklamayla değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Türkiye, Gezi eylemlerinden sonra halkımızı inanç temelinde ayrıştırmak isteyen Erdoğan’ın tahrikiyle büyük bir kışkırtmayla karşı karşıya kaldı. Erdoğan, halkı tahrik etmek için ortaya attığı yalanını kanıtlayamamıştı. Olaydan 8 ay sonra Kanal D o günün görüntülerini yayınlayarak, Başbakan’ın yalan söylediğini dosta düşmana gösterdi. Yani Erdoğan bir kez daha suçüstü yakalanmış oldu. Takke düştü kel göründü. Peki Erdoğan özür diler mi? Asla. Çünkü, onun ar damarı çatlamıştır. Ne utanır, ne de özür diler.” ifadelerini kullandı.
ZAMAN :: politika

-TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ: BU İNSANLIK SUÇUNA KİM İMZA ATTIYSA DERHAL ORTAYA ÇIKARILMALI

Ankara (ANKA) – -Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, tüm dünyayı insanlık adına bu katliamlara son verilmesi için birleşmeye, yeni katliamları önlemek için ağırlığını koymaya davet ettiğini belirterek, “Bu insanlık suçuna kim imza attıysa derhal ortaya çıkarılmalı ve yeni katliamlara dur denilmelidir” dedi.
ANKA Haber Ajansı

‘Zamanaşımı insanlık suçuna işlemez’ -(TAMAMI)

Savcı Hüseyin Şahin, Org. Eşref Bitlis soruşturmasında henüz zaman aşımı kararı vermedi. Şahin’in AİHM kararları doğrultusunda değerlendirme yaptığı ve 4. Yargı Paketi’ni beklediği öne sürüldü. Savcı Şahin’e, suikasta dair kanıtlar sunan avukat Mehmet Cengiz “Bu örgüt işidir. AİHM’ye göre, İnsanlık suçlarına zamanaşımı işlemez” dedi

Eşref Bitlis soruşturmasını yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Şahin henüz kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar vermedi. İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Avukat Mehmet Cengiz “AİHM’ye göre insanlık suçları zamanaşımına uğramaz. Savcı bunu değerlendiriyor olabilir” dedi. Savcının 14 Şubat’ta kendisiyle görüşen ve suikasta dair kanıtlar sunan Mehmet Cengiz’e “Değerlendireceğim” dediği de öğrenildi.

4. Yargı Paketi bekleniyor iddiası

Uçağına yapılan suikastla 17 Şubat 1993’te şehit edilen Eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in ölümüne yönelik soruşturma zamanaşımına uğramadı. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Şahin ‘zamanaşımında kovuşturmaya yer olmadığına dair’ henüz bir karar vermedi. Savcının zaman aşımını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda değerlendirmeye aldığı ve 4. Yargı Paketi kapsamındaki zaman aşımı maddesini de beklediği öne sürüldü. Dosyayı kapatmayan savcının soruşturmaya devam etme kararlılığında olduğu iddia edildi.

‘Değerlendireceğim’

İP Genel Başkan Yardımcısı Avukat Mehmet Cengiz ise Aydınlık’a yaptığı açıklamada örgütlü suçların zamanaşımına uğrayamayacağını vurgulayarak “Ben savcılığa bir başvuru yaptım. Dilekçe verirken Savcı’ya ‘Zamanaşımına uğrayamaz, örgütlü suçtur’ dedim. ‘Değerlendireceğim’ yanıtını vermişti zaten” şeklinde konuştu.

Soruşturma konusu suikastın kontrgerilla eylemi olduğunu söyleyen Cengiz şöyle devam etti:

“Türk Ceza Kanunu, bu eylemi ‘zincirleme suçlar’ kapsamında değerlendirmektedir. Zamanaşımı süresinin, son suçun işlendiği günden başlayacağını öngörmektedir. Suçu işleyen örgüt faaliyetini halen sürdürmekte olduğuna göre zamanaşımı süresi başlamamıştır dahi” ifadelerini kullandı. Cengiz AİHM kararlarına göre insanlık suçlarının zamanaşımına uğramayacağını da anımsattı.

Müebbet hapis cezası gerektiren suçlarla ilgili soruşturmalarda zamanaşımı süresi 20 yıl olarak öngörülüyor. Savcının soruşturmasında herhangi bir failin ifadesini almaması ‘olay zamanaşımına uğradı’ düşüncesine yol açmıştı.

Gündem

4. yargı paketinde ‘propaganda’ suçuna şiddet şartı getiriliyor

Başbakan Tayyip Erdoğan, bazı kabine üyeleri ve AK Parti’nin hukukçu kurmaylarıyla birlikte dün 4. yargı paketi zirvesi gerçekleştirdi.3,5 saat süren toplantıda, Adalet Bakanı Sadullah Ergin bir sunum yaptı. Ergin, toplantı çıkışı yaptığı kısa açıklamada, “Paketteki düzenlemeler müspet olarak değerlendirildi ve kabul edildi. Bir iki teknik redaksiyondan sonra imzaya açılacak ve Parlamento’ya gidecek.” dedi. Edinilen»»
ZAMAN :: POLİTİKA

BAŞA DÖN