Sultan Veled Divanı, tam metniyle ilk kez Türkçede

Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin büyük oğlu Sultan Veled’in dört dilde yazdığı divanı Türkçeye ilk kez çevrildi.

Mevlana Üniversitesi-Mevlana Sosyal Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (MEVSAM) Müdürü Doç. Dr. Şadi Aydın ile Elvir Music’in birlikte hazırladığı çalışma MEVSAM tarafından yayımlandı. Türkçe, Arapça, Farsça ve Rumca yazılan eserdeki Rumca manzumelere ulaşılmasında Herkül Millas’ın da emeği bulunuyor. Herkesin tasavvuf uzmanı olduğu, Mevleviliğin adamakıllı popülerleştiği bir dönemde Sultan Veled Divanı’na bugüne kadar kimsenin ilgi göstermemesi anlaşılır bir durum değil. Şadi Aydın, “Dikkat edilirse son zamanlarda tasavvufi eser neşri epeyce azaldı. Tasavvufa ilgi ve sempati de giderek azalıyor. Bunun tesadüfi olmadığını düşünüyorum.” diyor.

Sultan Veled’in Mevlevilik açısından önemi nedir?

Sultan Veled Hazretleri (1226-1312) şimdiki adı Karaman olan Larende’de doğmuştur. O doğduğunda babası Hz. Mevlana henüz 19 yaşındadır. Dedesi, babası ve bu büyük göçün diğer mühim simaları Belh, Horasan, Harezm ve Orta Asya’nın muazzam kültürel mirasını Küçük Asya’ya yani Rum ve Anadolu’ya taşımışlardır. Her ne kadar Sultan Veled Anadolu’da dünyaya gelmiş olsa da dedelerinin kültürel mirasından hakkıyla haberdardır. Kendisi Anadolu’da doğmuş ve yetişmiştir. Dedelerinin kültür ve sanata ait değerlerini Anadolu’da Rum kültürüyle mezcetmiştir. Kadim coğrafyadan nakledilen kültür öğelerinin yeniden harmanlandığı Anadolu’da babasının aşk mektebini Mevlevilik adıyla kurumsallaştırmakla bütün kadim kültürü ve Anadolu kültürünü bu çerçevede muhafaza ederek daha sonra Beyrut’tan Arnavutluk’a kadar kurulan Mevlevi tekke ve zaviyeleriyle hem İslam’a hem de bu kültüre hizmet etmişlerdir. Hz. Sultan Veled bu mirasa sahip çıkmıştır. Bu mirasın her yere ulaşması için Mevlevi müesseselerinin kurulmasına öncülük etmiştir. Mevlevilik İslam’ın müthiş bir tefsir ve yorumudur. Siyaset ve toplum olarak koyu bir karanlık ve çöküşün yaşandığı bu devirde bu düşünce Anadolu’nun ümidi olmuştur.

Eser, dört dilde yazılmış; Farsça, Arapça, Türkçe ve Rumca. Farsça daha ağırlıklı sanırım. Peki Sultan Veled Divanı’nı bugüne kadar kimse neden çevirmemiş?

Hz. Sultan Veled’in Divan’ından başka bilinen dört eseri vardır. İbtida-name, Rebab-name, İntiha-name ve Maarif. Zikredilen eserler arasında sadece Divan bugüne kadar tercüme edilmemişti. Hacim olarak da diğerlerinden uzundur. Yaklaşık 13 bin beyit. Dil ve muhtevası oldukça ağır bir eser. Belki çok kimsenin ilgi ve dikkatini çekmiş olabilir ancak kimse bu zor işin altına girmek istememiş sanırım. Mevlana Üniversitesi Mevlana Sosyal Araştırmalar Merkezi (MEVSAM) olarak Mevlevilik silsilesinin bu eksik halkasının çevirisini vazife addederek çok disiplinli bir çalışmayla Doç. Dr. Elvir Musiç ile birlikte iki yılda tamamladık.

Divanın edebi değeri konusunda ne diyorsunuz?

Anadolu’da gelişen Klasik Türk Edebiyatı’nın şekil ve türlerinin oluşmasında özellikle Hz. Mevlana’nın eserlerinin mühim bir yeri vardır. Sultan Veled’in eserlerinin dilinin de Farsça olmasına rağmen bu coğrafyada gelişen Türk Edebiyatı’nın şekil ve türlerinin gelişmesine fevkalade katkıda bulunmuştur. Veled Divanı çok dilli bir eserdir. Elbette eserdeki manzumelerin önemli kısmı Farsça kaleme alınmıştır. Ancak bununla beraber Türkçe, Arapça ve Rumca kaside ve gazeller esere renklilik katmıştır. Mülemma manzumeler eserin edebi zenginliğini göstermesi bakımından önem arz eder. Eseri edisyon kritiğe tabi tutarak 1941 yılında yayımlayan Feridun Nafız Uzluk’un deyişiyle Veled Divanı Mevlana’nın eserlerini anlamak için bir anahtar hükmündedir. Eser vahdet-i vücut nazariyesi bakımından da ayrıca önemlidir. Zira vahdet-i vücut düşüncesi Sultan Veled’e epeyce tesir etmiştir. Bu düşünce onun diğer eserlerinde çok etkili değildir. Veled Divanı, yaşadığı asrı yani Anadolu Selçukluları devrini daha iyi anlamamız bakımından da mühimdir. Divan adeta o dönem toplumunu birebir yansıtan bir ayna hükmündedir. Divan’a hissi bir tarih belgesi olarak da bakılabilir. O devre ait kaynakların kıtlığı göz önünde bulundurulursa eserin kıymeti belki daha iyi anlaşılabilir…

TASAVVUFA İLGİ VE SEMPATİ GİDEREK AZALIYOR

Mevlevilikle ilgili neşredilmeyi bekleyen birçok eser olmalı. Bunlarla ilgilenen var mı?

Şimdilerde halkımız bilinçli ya da bilinçsiz olarak tasavvuftan uzaklaştırılıyor. Dikkat edilirse son zamanlarda tasavvufi eser neşri epeyce azaldı. Tasavvufa ilgi ve sempati de giderek azalıyor. Bunun tesadüfi olmadığını düşünüyorum. Lakin bizler Mevlana Üniversitesi olarak hususen Mevlevilik sahasında çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz. Yakın gelecekte çok sürpriz eserler neşredeceğiz inşallah.

İlginin neden azaldığını düşünüyorsunuz?

Tasavvufa ilginin azalması tabii ki tesadüfi değil. Bunun hükümet politikalarıyla ilgisi var. Türkiye devlet eliyle radikalleştirildi. Bunu sağlayabilmek için tasavvuf kanalları kapatıldı. Tasavvufi düşüncenin önü kasıtlı olarak alındı ya da tasavvufa hareketler radikalleştirilmek istendi.

Peki ama her sene Konya’da ve İstanbul’da yapılan Şeb-i Arus etkinliklerini devlet bizzat destekliyor, Cumhurbaşkanı, başbakan katılıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tasavvufi gruplar radikalleştirilerek aynı zamanda tasavvuftan uzaklaştırılıyor. Devlet erkânının her yıl Şeb-i Arus ihtifallerine katılmaları sadece gelenektir. Bu törenlerde verilen siyasi mesaj mühimdir onlar için.

ZAMAN-KÜLTÜR