Kansere yakalanma riskinin başını sağlıksız beslenme çekiyor

4 Şubat, Dünya Kanser Günü. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı verilerine göre kanser vakaları hızla artıyor. Her yıl 14 milyon kişi kansere yakalanırken 8 milyon kişi bu hastalık yüzünden ölüyor.Türkiye’de erkeklerde sırayla, bronş/akciğer, mide, lenfoma, prostat ve larinks rastlanırken, kadınlarda ise meme, uterus, bronş/akciğer, mide ve lenfoma gözleniyor. Bahçeşehir Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Meral Aksoy, kişinin yaşadığı çevre, stres, genetik yapı ve beslenme alışkanlıklarının hastalığın oluşmasında önemli bir etken olduğunu söylüyor. Kanser hastalığının oluşumunda beslenmenin önemine dikkat çeken Aksoy, “Kanserin oluşumunu tetikleyen faktörlerde çevre koşulları ilk sırada. Beslenmenin hastalıktaki payı çevre koşulları içine alındığında yüzde 70-75, yalnız değerlendirildiğinde ise yüzde 35-45 civarında.” diyor. Kanser riskini azaltmak için sağlıklı bir yaşamın gerekliliğine dikkat çeken Aksoy, özellikle kişinin sağlıklı vücut ağırlığında olması ve bununla ilişkili olarak vücut kitle endeksinin normal sınırlar içinde bulunması gerektiğini belirtiyor. Kanser hastalarının ise beslenme programına başlamadan önce beslenme durumunun saptanması gerektiğini kaydeden Aksoy, “Beslenmedeki en önemli husus ağırlık kaybının önlenmesidir. Hastaların hepsinde besin gereksinimi artar ancak bu artışın karşılanmasında dikkatli olmak gerekir. Çünkü besin desteği yapılırken tümörün veya kanser hücrelerinin uyarılmasına da neden olunabilir.” diye konuşuyor.Kanser riskini düşürmek için şu tavsiyelerde bulunuyor: “Yağlı et ve kızartma tüketimine dikkat edilmeli. Günlük taze sebze ve meyve tüketimi en az beş ve üzerinde porsiyon olmalı. Sarımsak, soğan, nane, maydanoz gibi yeşillikler yemek listesinde bulunmalı. Kömür ızgarası, tütsülenmiş yiyecekler ve turşu-salamura gibi fazla tuzlulardan kaçınmalı. Yiyecekleri düşük ısıda pişirmeye dikkat etmeli. Yiyecekler küf ve mantar oluşumundan uzak tutulmalı, çabuk bozulabileceklerin de soğukta veya dondurularak saklanılmasına dikkat etmeli. Yaşam boyu düzenli fiziksel aktivite yapılmalı.”
ZAMAN :: AİLE-SAĞLIK

Tedavi ederken hastalığa yakalanma riski ile karşı karşıyalar

Trabzon Tabipler Odası Başkanı Prof. Dr. Yakup Aslan, başta hekimler olmak üzere bütün sağlık çalışanlarının, gerek eğitim alırken ve gerekse mesleklerini icra ederken çeşitli hastalıklara yakalanma riski ile karşı karşıya kaldıklarını belirtti.Sağlık çalışanları olarak bu risklerin başında enfeksiyon hastalıklarına yakalanma riski geldiğini kaydeden Aslan, “Hekimler başta olmak üzere bütün sağlık çalışanları, gerek eğitim alırken ve gerekse mesleklerini icra ederken çeşitli hastalıklara yakalanma riski ile karşı karşıya kalmaktadır. Enfeksiyon hastalıklarına müdahale eden sağlık çalışanları enfeksiyondan korunmak için ne kadar özen gösterirse göstersin, kendilerine tanı ve tedavi için başvuran hastalardan enfeksiyon kapma riski ile karşı karşıyadır. Hasta yoğunluğu nedeni ile kendini yeterince koruyamama, kaza ile iğne batması veya kesici aletlerle yaralanma enfeksiyon bulaşmasının en sık nedenleridir. Sağlık çalışanları ayrıca solunum yolu ile bulaşan hastalıklara karşı da tehlike altındadır. Bunlar normal grip, domuz gribi, kuş gribi, soğuk algınlığı, SARS, zatürre, tonsillo farejit gibi bir çok hastalığa yol açan çeşitli virüs enfeksiyonlarıdır. Ayrıca tüberküloz menenjit ve kan dolaşımı enfeksiyonuna yol açan meningokok enfeksiyonları, Suçiçeği, Kızamık, Kızamıkçık ve Kabakulak’ı da sayabiliriz” dedi.Kan yolu ile bulaşan ‘AİDS, HepatitB, C, D, G ve Kırım Kongo Kanamalı Hastalığı’nın yanı sıra sağlık çalışanlarının radyasyona maruz kalma sonucu film (Grafi) çekerken veya radyoterapi uygularken alınan radyasyon nedeni ile hastalanma riski bulunduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Yakup Aslan, tüm bunların yanında sağlık çalışanlarının zaman zaman psikolojik sorunlarla karşı karşıya geldiğini kaydetti.Prof. Dr. Yakup Aslan,”Sağlık çalışanları maruz kaldıkları psikolojik ve fiziki şiddet, iş yükünün aşırı fazla olması, ailesine yeterince zaman ayıramama ve sürekli şikayet edilme gibi nedenlerle değişik psikososyal hastalıklarla karşı karşıya kalmaktadır. Depresyon, anksiyete, panik atak, aile içi geçimsizlik ve boşanma yaşanan sorunlardan sadece birkaçıdır” diye konuştu.Alınacak bir takım önlemlerle bu risklerin en aza indirilebileceğini ifade eden Aslan,”Sağlık çalışanlarının bu hastalıklara yakalanma riskini tamamen yok etmek mümkün olmasa da alınacak önlemler ile bunlar minimuma indirilebilir. Bu konuda eğitim de çok önemli. Sağlık çalışanları, karşılaşabilecekleri meslek hastalıklarından korunma yöntemleri ile ilgili olarak hem eğitim-öğretim aşamasında hem de mesleklerini icra aşamasında eğitilmelidir. Ayrıca sağlık çalışanlarının hizmet verdikleri hasta sayısı çok fazla ve çalışma saatleri çok uzundur. Bu durumların düzelmesi hem kendilerini hem de hastalarını koruma kalitesini yükseltir. Ayrıca, ailelerine zaman ayırmalarına veaile bütünlüğünü korumalarına yardımcı olur. Son yıllarda ciddi bir artış gösteren sağlıkta şiddetin önlenmesi için pek çok girişim yapılabilir. Bunların en önemlisi, uzun zamandır beklenen ancak bir türlü çıkartılmayan kamu görevlilerine yönelik şiddet ile ilgili yasadır” ifadelerini kullandı.(İHA)
ZAMAN :: AİLE-SAĞLIK